Lütfi  Vural
Köşe Yazarı
Lütfi Vural
 

MANİSA’DA KURAKLIK VE SEL KISKACI

Bir süredir gökyüzüne bakıp “yağmur yağsın” diye duayı ediyoruz. Toprak susuz, barajlar çekilmiş, dereler kurumuş durumda. Fakat ne zaman beklediğimiz yağmur gelse, bu kez haber bültenleri değişiyor: taşan dereler, kapanan yollar, su basan evler… İnsan ister istemez soruyor: Madem suya ihtiyacımız vardı, neden gelen yağmur felakete dönüşüyor? Eskilerin “kuraklıkla sel kardeştir” sözü aslında bir halk gözlemi değil, bugün bilimsel bir gerçeğin kısa özetidir. KURUYAN TOPRAK SU GEÇİRMEZ Uzun süren sıcak ve yağışsız dönem, toprağın canlılığını da öldürür. Normalde sağlıklı bir toprak sünger gibidir. Yağmur damlası düşer, toprağa girer, yeraltına iner, kaynakları ve barajları besler. Ama uzun süre güneş altında kalan toprakta: Toprak nemini kaybeder,  organik madde azalır, mikroorganizmalar ölür, yüzey sertleşir ve kabuk bağlar. Artık toprak bir sünger değil, sıkıştırılmış kil veya beton yüzey gibidir. Yağmur yağdığında suyun gidecek yeri kalmaz. Toprağa sızamaz, yüzeyden akar, dereye ulaşır, birkaç saat içinde taşkın oluşur. Yani selin sebebi çok yağmur değil, yağmurun emilememesidir. ATMOSFERİN YENİ NORMALİ: YA HEP YA HİÇ! Küresel ısınma, yağış rejimini değiştirdi. Isınan hava daha fazla su buharı tutuyor. Bu da şu demek: Bulutlar artık daha "ağır" ve daha "öfkeli". Eskiden haftalara yayılan o ince yağmurlarının yerini, artık birkaç saate sığan ve metrekareye aylar sürecek yağışı bırakan şiddetli sağanaklar aldı. Özellikle kış aylarında kar yerine yağmurun baskın gelmesi, suyun depolanma şansını da yok ediyor. Kar, yavaş yavaş eriyerek toprağı beslerken; sağanak yağış, doymamış ve sertleşmiş toprağı aşındırarak önüne ne katarsa götürüyor. DAHA SICAK ATMOSFER DAHA ŞİDDETLİ YAĞMUR Küresel ısınma bu döngüyü iki yönden güçlendiriyor: Kuraklığı uzatıyor ve yağışı şiddetlendiriyor. Sıcak hava buharlaşmayı artırıyor. Toprak daha hızlı kuruyor. Sıcak hava daha fazla su buharı tutabiliyor. Bu da yağmurun saatlerce değil, dakikalar içinde boşalmasına neden oluyor. Eskiden gün boyu süren yağmur vardı. Şimdi yarım saatte bir aylık yağış düşüyor. Sonuç: Kurumuş yüzeye düşen ani sağanak ve arkasından oluşan sel. Eskiden kış yağışı uzun süreli, düşük şiddetli, toprağı besleyen yağıştı. Bugünün kış yağışı ise kısa süreli, çok yoğun, sel oluşturan yağış şeklinde oluyor. Yani artık mevsimler değil, olaylar yaşıyoruz. ASIL TEHLİKE GELECEKTE Küresel ısınma devam ettikçe kuraklıklar daha uzun, sağanaklar daha kısa ama şiddetli, seller daha ani, yeraltı suları daha fakir olacak. Yani paradoks büyüyor: Daha çok yağmur yağacak ama daha çok susayacağız. Belki de bu yüzden Anadolu yüzyıllar önce gerçeği tek cümleyle anlatmıştı: Kuraklıkla sel kardeştir. Bugün bilim, atalarımızın gözlemlerini doğruluyor. Sorun yağmurun azlığı değil; toprağın, kentin ve iklimin dengesini kaybetmiş olmamızdır. Artık yağmuru istemek yetmiyor. Onu karşılayacak bir doğayı yeniden kurmak gerekiyor. BU DÖNGÜYÜ KIRMAK ZORUNDAYIZ "Kuraklıkla sel kardeştir" diyerek bu durumu kadere bağlayıp kenara çekilemeyiz. Eğer toprak betonlaşıyorsa, aynı zamanda şehirlerimizi gerçekten betonla dolduruyorsak bu sorunu daha da derinleştiriyoruz demektir. Gelecekte bizi bekleyen tehlikeyi azaltmak ve yaşanabilir kentler oluşturmak için “Yeşil Altyapı”ya yatırım yapmalıyız. Yeşil kuşaklar oluşturarak, şehirlerin nefes alacağı ve suyu emecek toprak alanlarını arttırılmalıyız.
Ekleme Tarihi: 05 Şubat 2026 -Perşembe

MANİSA’DA KURAKLIK VE SEL KISKACI

Bir süredir gökyüzüne bakıp “yağmur yağsın” diye duayı ediyoruz. Toprak susuz, barajlar çekilmiş, dereler kurumuş durumda. Fakat ne zaman beklediğimiz yağmur gelse, bu kez haber bültenleri değişiyor: taşan dereler, kapanan yollar, su basan evler… İnsan ister istemez soruyor: Madem suya ihtiyacımız vardı, neden gelen yağmur felakete dönüşüyor?

Eskilerin “kuraklıkla sel kardeştir” sözü aslında bir halk gözlemi değil, bugün bilimsel bir gerçeğin kısa özetidir.

KURUYAN TOPRAK SU GEÇİRMEZ

Uzun süren sıcak ve yağışsız dönem, toprağın canlılığını da öldürür. Normalde sağlıklı bir toprak sünger gibidir. Yağmur damlası düşer, toprağa girer, yeraltına iner, kaynakları ve barajları besler. Ama uzun süre güneş altında kalan toprakta: Toprak nemini kaybeder,  organik madde azalır, mikroorganizmalar ölür, yüzey sertleşir ve kabuk bağlar.

Artık toprak bir sünger değil, sıkıştırılmış kil veya beton yüzey gibidir. Yağmur yağdığında suyun gidecek yeri kalmaz. Toprağa sızamaz, yüzeyden akar, dereye ulaşır, birkaç saat içinde taşkın oluşur. Yani selin sebebi çok yağmur değil, yağmurun emilememesidir.

ATMOSFERİN YENİ NORMALİ: YA HEP YA HİÇ!

Küresel ısınma, yağış rejimini değiştirdi. Isınan hava daha fazla su buharı tutuyor. Bu da şu demek: Bulutlar artık daha "ağır" ve daha "öfkeli". Eskiden haftalara yayılan o ince yağmurlarının yerini, artık birkaç saate sığan ve metrekareye aylar sürecek yağışı bırakan şiddetli sağanaklar aldı.

Özellikle kış aylarında kar yerine yağmurun baskın gelmesi, suyun depolanma şansını da yok ediyor. Kar, yavaş yavaş eriyerek toprağı beslerken; sağanak yağış, doymamış ve sertleşmiş toprağı aşındırarak önüne ne katarsa götürüyor.

DAHA SICAK ATMOSFER DAHA ŞİDDETLİ YAĞMUR

Küresel ısınma bu döngüyü iki yönden güçlendiriyor: Kuraklığı uzatıyor ve yağışı şiddetlendiriyor.

Sıcak hava buharlaşmayı artırıyor. Toprak daha hızlı kuruyor. Sıcak hava daha fazla su buharı tutabiliyor. Bu da yağmurun saatlerce değil, dakikalar içinde boşalmasına neden oluyor.

Eskiden gün boyu süren yağmur vardı. Şimdi yarım saatte bir aylık yağış düşüyor. Sonuç:
Kurumuş yüzeye düşen ani sağanak ve arkasından oluşan sel.

Eskiden kış yağışı uzun süreli, düşük şiddetli, toprağı besleyen yağıştı. Bugünün kış yağışı ise kısa süreli, çok yoğun, sel oluşturan yağış şeklinde oluyor. Yani artık mevsimler değil, olaylar yaşıyoruz.

ASIL TEHLİKE GELECEKTE

Küresel ısınma devam ettikçe kuraklıklar daha uzun, sağanaklar daha kısa ama şiddetli, seller daha ani, yeraltı suları daha fakir olacak. Yani paradoks büyüyor: Daha çok yağmur yağacak ama daha çok susayacağız. Belki de bu yüzden Anadolu yüzyıllar önce gerçeği tek cümleyle anlatmıştı: Kuraklıkla sel kardeştir.

Bugün bilim, atalarımızın gözlemlerini doğruluyor. Sorun yağmurun azlığı değil; toprağın, kentin ve iklimin dengesini kaybetmiş olmamızdır. Artık yağmuru istemek yetmiyor.
Onu karşılayacak bir doğayı yeniden kurmak gerekiyor.

BU DÖNGÜYÜ KIRMAK ZORUNDAYIZ

"Kuraklıkla sel kardeştir" diyerek bu durumu kadere bağlayıp kenara çekilemeyiz. Eğer toprak betonlaşıyorsa, aynı zamanda şehirlerimizi gerçekten betonla dolduruyorsak bu sorunu daha da derinleştiriyoruz demektir.

Gelecekte bizi bekleyen tehlikeyi azaltmak ve yaşanabilir kentler oluşturmak için “Yeşil Altyapı”ya yatırım yapmalıyız. Yeşil kuşaklar oluşturarak, şehirlerin nefes alacağı ve suyu emecek toprak alanlarını arttırılmalıyız.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.