Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

DİPLOMA NE İŞE YARAR?

Değerli dostlar, hepimizin bir ideali, amacı vardır. Bunlara ulaşabilmek veya bunları elde edebilmek için çabalarız. Ne yazık ki bu çabalar, asıl amacından uzaklaşıp yalnızca kendi çıkarlarımız için veya başkalarına baskı uygulamak için gösterilir olmuş. Yazımızın başlığına bakarak ne anlatmak istediğimi anlamışsınızdır. Ülkemizde maalesef “eğitim” ile “öğretim” kavramlarının anlamları ya tam olarak anlaşılamamış ya da bazıları doğru anlamak istememiştir. Bunca yıllık eğitimcilik yaşamımın yanı sıra yaptığım araştırmalar, incelemeler, gözlemler ve değerlendirmeler ışığında bende oluşan görüş, yukarıda belirttiğim görüş ve düşüncedir. Çünkü en başta eğitimle ilgilenenler olmak üzere halkımızın büyük çoğunluğu okula gidip bir diploma sahibi olma anlayışındalar. Herkesin okula gitmesi gerektiği, dolayısıyla bir diploma sahibi olunması için her yolun denendiği bir anlayış egemen. *** Bu satırları okuyan okuyucularım, benim bu görüşlerimi beğenmeyebilir; ama asıl sorun bundan sonra başlıyor. Amaç, bir diploma sahibi mi olmak yoksa işe yarar bir eğitim mi almak olmalı? Yalnızca diploma sahibi olmak için yıllarca okula gittikten sonra hiçbir işe yaramayan bir kâğıt parçasını elimize alıp gecikmeli olarak işsizler ordusuna katılmak mı iyidir? Diplomasında yazılı olan mesleği veya adı geçen işi yapmayan, yapamayan o kadar çok insanımız var ki bir araştırma yapsan herhalde yüzde 70’lere varır.  Ülkemizde son yıllarda eğitim alanında yapılan bazı değişikliklerin pek işe yaramadığı açıkça görülürken, 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim, ülkemiz çocukları için pek hayırlı olmamışken, bu kesintisiz uygulamanın olumsuzlukları bir türlü giderilmeden 12 yıllık zorunlu eğitime geçilmesi ne kadar mantıklı oldu? Yıllar önce bir anda 8 yıllık zorunlu eğitime geçilmişti. Böyle zorunlu eğitimin sorunları çözülmeden 12 yıllık zorunlu eğitime neden geçildi? Sorunlar doğru belirlenemediği için çözüm de doğru olamıyor. Günü birlik, yap-boz, doldur boşalt gelip geçici yöntemlerle eğitim yapılamaz. *** “Peki, öneriniz ve çözüm yöntemleriniz nelerdir?” diye sorabilirisiniz. Ben de her şeyden önce “eğitim” ile “öğretim” kavramlarının ve bunların asıl amaçlarını ve anlamlarını iyi anlamak gerekir, derim. Bir ülkede yaşayan herkes sürekli öğretim görmek, yani uzun süre okula gitmek zorunda değildir; ama bir ülkede yaşayan herkes yaşamı boyunca eğitilmek, eğitim görmek zorundadır. Çünkü eğitim, yaşadığımız ve çalıştığımız sürece kendimizde oluşacak olumlu değişimin ve gelişimin göstergesi olmalıdır. Öğrendiklerimizi doğru, olumlu, işe yarar bir biçimde benimseyip uygulamak, eğitimin belirtisidir. İşte eğitim, yaşamımız boyunca kullanacağımız, “kullanım kılavuzu”, “insanlık belgesi” olmalıdır. Bir insanı 12 – 13 yıl, hatta 17 – 18 yıl okula göndermekle eğitim sorunu çözülmüyor. O insana temel anlamda eğitim vermek, davranış kazandırmak gerekiyor. Maalesef okullarımızda bırakın eğitim vermeyi, öğretim bile yapılmıyor; yapılıyormuş gibi gösteriliyor. Çevremizde gördüğümüz onlarca çocuğumuzun ve gencimizin davranışlarını, alışkanlıklarını, arkadaşlıklarını, oyunlarını, birbirleriyle olan ilişkilerini ciddi anlamda gözlemleyip sorgulayalım, bakalım; neler göreceğiz? Bunca yıl okula gitmiş, diploma sahibi olmuş, insanlarımızın elindeki diploma onlara ne kazandırmış? Yoldan geçen birkaç kişiye soralım, ne cevap alacağız? *** Her dört beş yılda bir farklı sistemler veya uygulamalar ile sağlıklı ve verimli eğitim düzeni kurulamaz. Bir ülkenin eğitim sistemi, doldur boşaltlarla, yap-bozlarla oluşturulamaz. Eğitim, deneme – yanılma yöntemleriyle yapılandırılamaz. İnsan, ham madde değil ki çeşitli yöntemler deneyip uygun olanı seçelim. Ülkemizin eğitim sorununu çözecek olanlar, ülkemizin gerçek eğitimcileridir. Şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerekiyor. Eğitim sistemimizdeki hatalar, yanlışlıklar nerede? Şu ülkemizdeki kasiyerlik, kuryelik, garsonluk yapan gençlere soralım. Hatta haberlere konu olan onlarca gencimiz bile bu sorunun en gerçekçi örnekleri. Çoğu üniveriste mezunı ama bitirdiği okulla ilgili alanda çalışmıyor. Asıl işini yapamıyor. Ama bir diploma sahibi. *** İşte yeni oluşturulacak sistem, herkesin ilgi duyduğu, sevdiği, başarılı olacağı bir okulu bitirmek, o alanda eğitim görmek olmalı. Aldığı diploma işe yaramalı. Gençlerimiz, çocuklarımız, ne iş olursa yapar, konumundan çıkarılmalı ve sevdiği, istediği işi yapabilmeli.  Sözün Özü: Bir insanı diploması adam etmez. Adam olacak adama da diploma gerekmez. Mustafa Atalay
Ekleme Tarihi: 03 Mart 2026 -Salı

DİPLOMA NE İŞE YARAR?

Değerli dostlar, hepimizin bir ideali, amacı vardır. Bunlara ulaşabilmek veya bunları elde edebilmek için çabalarız. Ne yazık ki bu çabalar, asıl amacından uzaklaşıp yalnızca kendi çıkarlarımız için veya başkalarına baskı uygulamak için gösterilir olmuş. Yazımızın başlığına bakarak ne anlatmak istediğimi anlamışsınızdır. Ülkemizde maalesef “eğitim” ile “öğretim” kavramlarının anlamları ya tam olarak anlaşılamamış ya da bazıları doğru anlamak istememiştir. Bunca yıllık eğitimcilik yaşamımın yanı sıra yaptığım araştırmalar, incelemeler, gözlemler ve değerlendirmeler ışığında bende oluşan görüş, yukarıda belirttiğim görüş ve düşüncedir. Çünkü en başta eğitimle ilgilenenler olmak üzere halkımızın büyük çoğunluğu okula gidip bir diploma sahibi olma anlayışındalar. Herkesin okula gitmesi gerektiği, dolayısıyla bir diploma sahibi olunması için her yolun denendiği bir anlayış egemen.

***

Bu satırları okuyan okuyucularım, benim bu görüşlerimi beğenmeyebilir; ama asıl sorun bundan sonra başlıyor. Amaç, bir diploma sahibi mi olmak yoksa işe yarar bir eğitim mi almak olmalı? Yalnızca diploma sahibi olmak için yıllarca okula gittikten sonra hiçbir işe yaramayan bir kâğıt parçasını elimize alıp gecikmeli olarak işsizler ordusuna katılmak mı iyidir? Diplomasında yazılı olan mesleği veya adı geçen işi yapmayan, yapamayan o kadar çok insanımız var ki bir araştırma yapsan herhalde yüzde 70’lere varır.  Ülkemizde son yıllarda eğitim alanında yapılan bazı değişikliklerin pek işe yaramadığı açıkça görülürken, 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitim, ülkemiz çocukları için pek hayırlı olmamışken, bu kesintisiz uygulamanın olumsuzlukları bir türlü giderilmeden 12 yıllık zorunlu eğitime geçilmesi ne kadar mantıklı oldu? Yıllar önce bir anda 8 yıllık zorunlu eğitime geçilmişti. Böyle zorunlu eğitimin sorunları çözülmeden 12 yıllık zorunlu eğitime neden geçildi? Sorunlar doğru belirlenemediği için çözüm de doğru olamıyor. Günü birlik, yap-boz, doldur boşalt gelip geçici yöntemlerle eğitim yapılamaz.

***

“Peki, öneriniz ve çözüm yöntemleriniz nelerdir?” diye sorabilirisiniz. Ben de her şeyden önce “eğitim” ile “öğretim” kavramlarının ve bunların asıl amaçlarını ve anlamlarını iyi anlamak gerekir, derim. Bir ülkede yaşayan herkes sürekli öğretim görmek, yani uzun süre okula gitmek zorunda değildir; ama bir ülkede yaşayan herkes yaşamı boyunca eğitilmek, eğitim görmek zorundadır. Çünkü eğitim, yaşadığımız ve çalıştığımız sürece kendimizde oluşacak olumlu değişimin ve gelişimin göstergesi olmalıdır. Öğrendiklerimizi doğru, olumlu, işe yarar bir biçimde benimseyip uygulamak, eğitimin belirtisidir. İşte eğitim, yaşamımız boyunca kullanacağımız, “kullanım kılavuzu”, “insanlık belgesi” olmalıdır. Bir insanı 12 – 13 yıl, hatta 17 – 18 yıl okula göndermekle eğitim sorunu çözülmüyor. O insana temel anlamda eğitim vermek, davranış kazandırmak gerekiyor. Maalesef okullarımızda bırakın eğitim vermeyi, öğretim bile yapılmıyor; yapılıyormuş gibi gösteriliyor. Çevremizde gördüğümüz onlarca çocuğumuzun ve gencimizin davranışlarını, alışkanlıklarını, arkadaşlıklarını, oyunlarını, birbirleriyle olan ilişkilerini ciddi anlamda gözlemleyip sorgulayalım, bakalım; neler göreceğiz? Bunca yıl okula gitmiş, diploma sahibi olmuş, insanlarımızın elindeki diploma onlara ne kazandırmış? Yoldan geçen birkaç kişiye soralım, ne cevap alacağız?

***

Her dört beş yılda bir farklı sistemler veya uygulamalar ile sağlıklı ve verimli eğitim düzeni kurulamaz. Bir ülkenin eğitim sistemi, doldur boşaltlarla, yap-bozlarla oluşturulamaz. Eğitim, deneme – yanılma yöntemleriyle yapılandırılamaz. İnsan, ham madde değil ki çeşitli yöntemler deneyip uygun olanı seçelim. Ülkemizin eğitim sorununu çözecek olanlar, ülkemizin gerçek eğitimcileridir. Şimdi eğri oturup doğru konuşmak gerekiyor. Eğitim sistemimizdeki hatalar, yanlışlıklar nerede? Şu ülkemizdeki kasiyerlik, kuryelik, garsonluk yapan gençlere soralım. Hatta haberlere konu olan onlarca gencimiz bile bu sorunun en gerçekçi örnekleri. Çoğu üniveriste mezunı ama bitirdiği okulla ilgili alanda çalışmıyor. Asıl işini yapamıyor. Ama bir diploma sahibi.

***

İşte yeni oluşturulacak sistem, herkesin ilgi duyduğu, sevdiği, başarılı olacağı bir okulu bitirmek, o alanda eğitim görmek olmalı. Aldığı diploma işe yaramalı. Gençlerimiz, çocuklarımız, ne iş olursa yapar, konumundan çıkarılmalı ve sevdiği, istediği işi yapabilmeli.

 Sözün Özü:

Bir insanı diploması adam etmez. Adam olacak adama da diploma gerekmez. Mustafa Atalay

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.