Değerli dostlar, geçen haftaki yazımızda Tükçemizin anlam gücü ile ilgili bilgi kaynaklarından edindiğim notları ve anlam farklılığı ile ilgili örnekleri paylaşmıştım. Bu hafta da aynı konuya farklı yönlerle devam etmek istiyorum.
"ALLAH ALLAH!"
Geçen hafta dört ögeli bir cümlenin ögelerinin yerlerini değiştirerek farklı anlam incelikleri ortaya çıktığını görmüştük. Şimdi de farklı bir noktadan, vurgu ve tonlamadan örnek vererek devam etmek istiyorum. Toplum olarak hepimizin çokça kullandığı bir ikileme vardır: “Allah Allah!”
***
Bu ikilemenin vurgu ve tonlamaya göre çok değişik anlamlar belirttiği söylenebilir. Şu örnekleri birlikte inceleyelim. “Allah Allah” söylemi, günlük yaşamda bağlama göre “şaşkınlık ve hayret”, “can sıkıntısı ve sabırsızlık”, “onaylama”, “beğeni” belirtmek için kullanılan çok yönlü bir ünlemdir. Aynı zamanda tarihsel bir kavram olarak da hücum narası olan ve çok bilinen coşku verici sözdür.
Şaşkınlık ve hayret uyandırma amaçlı kullanım.
“Allah Allah, bu saatte kim geldi acaba?” cümlesi, beklenmedik bir durum, olağanüstü bir olay veya garip bir davranış karşısında şaşkınlığı belirtmek için kullanılır.
Can sıkıntısı ve tepki vermek amaçlı kullanım.
“Allah Allah, hala işi bitiremedi mi?" cümlesi, bekleme, gecikme ya da istenmeyen durumlar karşısında duyulan sabırsızlığı, şikayeti veya hafif kızgınlığı belirtir.
Sitem ve alınganlık belirtmek amaçlı kullanım.
“Allah Allah! Daha ne yapacaktım ki?” cümlesinde karşısındaki kişiye kırıldığını, gücenildiğini veya söylenen bir söze ya da yapılan bir davranışa anlam verilemediğini belirten yumuşak bir sitem biçimi.
Onaylamama, reddetme amaçlı kullanım.
“Allah Allah! Bak sen şunun söylediklerine!” cümlesinde söylenen bir söze inanmama veya bunu mantıksız bulma durumlarında gösterilen şüpheci bir tepki bildirimidir.
Vurgulu kullanımla beğeni, hayranlık uyandırmak amaçlı kullanım.
“Allah Allah! Şuna bak! Bu yemeğin tadına doyum olmaz.” cümlesi, bazen çok güzel, etkileyici ya da kusursuz bir şey karşısında beğeniyi belirtmek amacıyla vurgulu olarak söylenir.
Tasavvufi törenlerde “Amin” amaçlı kullanım.
Özellikle tasavvuf ehlinin dualarında sıklıkla kullandığı, dualardan sona dervişlerin “amin” yerine “Allah Allah” demeleri.
Savaçlarda askere coşku ve cesaet vermek amaçlı kullanım.
“Allah, Allah, Allah, Allah” söyleyişi, özellikle Türk askerinin savaşlarda düşmana saldırıken kullandığı, düşmana korku; kendi silah arkadaşlarına coşku ve cesaret verme amaçlı kullanımlardır.
***
Yukarıdaki örneklerden ve açıklamalardan anlaşılacağı üzere Türkçede günlük konuşma dilinde sıkça kullanılan bu “Allah Allah” ikilemesi, farklı duygusal tonlarla, söyleyiş ve vurgulama biçimleriyle sözcük anlamından çok bağlam ve ilintiye göre çok değişik anlamlar taşımaktadır.
Evet, aynı söz öbeğinin farklı tonlama ve vurgularla farklı anlam ve ileti vermesi, gerçekten ilginç bir gerçekliktir. Buna güzel dilimizin anlam ve ileti gücü diyebiliriz. Bir sözcüğün anlamı, cümle içindeki kullanımı ve ilişkili olduğu öbür sözcüklerle ilintilidir. Türkçede bir sözcüğün anlamını, sözlükteki tanımları değil, sözcüklerin cümle içindeki konumları ve kullanımları belirler.
***
Bu açıklamaya en güzel örneklerden biri de merhum halk ozanımız Abdurrahman KOCAMAN’ın “Döndü Dönmedi” adlı şiiridir. Merak edenler, söz konusu şiiri bulup okuyabilirler. Türkçemiz, gerçekten çok güçlü, kurallı, dinamik ve sistematik bir dildir. Bu kuralı, sistematiği ve dinamizmi tam kavrayamayanlar, “Türkçe, çok lastik gibi nereye çeksen oraya giden bir dil.” diyenler; aslında Türkçenin bu özelliğini fark eder gibi olup da ne olduğunu tam olarak anlamdıramayanlar ve adlandıramayanlardır. Tüm bu özellikler, Türkçemizin teknik açıdan ne kadar mükemmel, ne kadar sağlam, ne kadar dinamik ve sistematik bir dil olduğunu gösterir.
***
Türkçemizin gücünü, yapısını, sistemini ve dinamizmini anlamak için dilimizin kurallarını ve inceliklerini iyi bilmek gerekiyor. Bunun da yolu çok okumak, iyi okumak, sorgulayıcı okumak ve anlayarak okumaktır.
Sözün Özü:
Türk ulusunun dili, Türkçedir. Türk Dili dünyanın en güzel, en zengin ve en kolay dilidir. Mustafa Kemal ATATÜRK