Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

İNANCIN ZAFERİ

Değerli dostlar, bugün 12 Mart. Türk ulusunun bağımsızlık, var oluş ve kurtuluş mücadelesinin en coşkulu, en destansı, en duygulu ve en güzel dizelerle anlatıldığı İstiklal Marşı’mızın kabul edilişinin 105’inci yılı. Kutlu olsun. İstiklal Marşı’mızın anlamını, önemini ve mesajını çok iyi anlamak ve anlatmak gerekiyor. *** 1919 yılının baharında yurdumuzun dört bir yanı gözü kanlı dört düvel tarafından işgal edilmişti. Her bir yan düşman işgalinde, halkımız ise acı, ızdırap ve zulümler karşısında çaresizlik içindeydi. Ama umutsuzluğu ve çaresizliği yenecek birileri vardı. Düşman işgaline karşı umut içinde olan, çareler düşünen Mustafa Kemal, çaresizliğe, umutsuzluğa ve ölüme meydan okurcasına kararlı bir sesle “Geldikleri gibi giderler!” diyerek bir umut aşıladı, bir kıvılcım çaktı, bir ışık yaktı. Bu umut ve kurtuluş ışığına da büyük şair Mehmet Akif, “Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!” dizeleriyle destek olur. *** İşte, içtenliğin doruklarında yükselen bu sımsıcak başlangıç dizesinin doğuş öyküsü, oldukça zor günlerin ve acıların hayata geçirilmesinden başka bir şey değildi. İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif’e hayatının son günlerinde hasta yatağında yatarken İstiklal Marşı’nın yazıldığı o günleri sorduklarında “O günleri yeniden yaşamak mı, diyorsunuz; işte bu, mümkün değil. Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!” diyerek karşılık veriyordu. Evet, Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdıracak bir durum yaşatmasın. *** Unutulmaması gereken bir durum var. bundan 105-110 yıl önceki yaşananları hatırlamak ve geleceğimizi bu yaşananlara göre düzenlemek zorundayız. Kurtuluş Savaşında yaşananları ve İstiklal Marşı’mızın anlattıklarını çok iyi anlamalıyız. Anlamakla kalmamalı yaşamalıyız, yaşatmalıyız ve sahip çıkmalıyız. Nasıl ki dün, o kahramanlar sahip çıktıysa bu gün de bizler sahip çıkıyoruz, yarın da bugünün çocukları sahip çıkacaktır, sahip çıkmalıdır. Çünkü İstiklal Marşı’mızın harcında, bu topraklar için ölümü göze alabilenlerin teri, canı ve kanı var. Her şeyin ateş kustuğu o günlerde, yüce dağların karlı doruklarında, özgürlük ve bağımsızlık sevdasının ateşleriyle yanıp kavrulanların gönüllerinde, özgürlük ve bağımsızlık umudumuz ve milli mücadelemizin büyüklüğü vardı. İşte bu şiir, öyle güçlü bir şiir ki gönülleri coşturacak, umutsuzlara umut olacak, gelecek kuşaklara yol gösterecek. Bu şiir, yurdun tüm ufuklarını aydınlatacak, yüce Türk ulusunun yeniden doğuşunu müjdeleyecek. *** Mehmet Akif, Kurtuluş Savaşının en şiddetli günlerinde bile umudunu yitirmez. Çünkü o, yüce Türk ulusunun kahramanlığına, haklılığına ve imanına yürekten inanmıştır. Düşman, Sakarya'ya kadar gelmiş; Ankara’da mecliste bir telaş vardır. Hatta millet meclisin başka bir yere taşınması tartışılırken o, en tehlikeli anlarda bile sarsılmamış, inancını ve güvenini yitirmemiş. Sakarya savaşının en heyecanlı gecesinde top seslerinin Ankara'dan işitildiği anlarda, herkes tetikte beklerken o, inançlı ve imanlı! O yüce gönüllü büyük şair Mehmet Akif, Mustafa Kemal Paşa ve Türk ordusu için “Telaşa gerek yok. Evvel Allah, ona, onun askerliğine güvenilir. Ordumuz inşallah galip gelecek. Buna imanım ve inancım tam.” deme öngörüsünde bulunabilecek kadar inanmış ve güvenmiştir. *** Büyük Taarruzdan sonra Mehmet Akif’e: “Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın, Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın." dizelerini sorarlar. O da şöyle cevap verir. “Başımızdaki adamı, Mustafa Kemal'i… kim görse zaferin doğacağına, eninde sonunda bizim olacağına inanırdı.” Evet, ilginç bir durum. Bu bir kehanet miydi? Bu kadar nasıl inandı? Ama bilinmesi gereken bir durum vardı. Birbirlerine inanma, güven, samimiyet ve liyakat. *** Bakınız Mustafa Kemal Paşa İstiklal Marşı’mız için ne diyor. “Bu marş bizim inkılabımızı anlatır. İnkılabımızın ruhunu anlatır. Bunu ne unutmak ne unutturmak gerekir. İstiklal Marşı'nda istiklal davamızı anlatması bakımından, büyük anlamı olan dizeler vardır. Benim en beğendiğim yeri de burasıdır: Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl. Benim Türk ulusundan asla unutmamasını istediğim dizeler, işte bunlardır. Özgürlük ve bağımsızlık aşkı, Türk ulusunun ruhudur. İstiklal Marşı'nın bu dizeleri, yüzyıllarca söylenmeli ve tüm dost ve düşman anlamalıdır ki Türk'ün tüm var oluşunda olduğu gibi her şeyi, en dokunulmaz duyguları bile tehlikeye girebilir. Fakat özgürlüğü asla! Bu demektir ki efendiler, Türk'ün özgürlüğüne ve bağımsızlığına dokunulamaz. İşte, Türk budur!” NE MUTLU “TÜRK’ÜM” DİYENE İstiklal Marşı, dizelerden oluşmuş bir marş değil, savaşlardan oluşmuş bir kahramanlık destanıdır. Bu marşın özünde, şehitlerimizin canları ve kanları, gazilerimizin yürekleri ve alın terleri vardır. Bu ülke için, bu topraklar için, bu bayrak için canını vereni kanını döken tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun. Ne mutlu “Türk’üm” diyene! Sözün Özü: Bir ulusun var olabilmesi için özgürlüğüne ve bağımsızlığına sahip olması gerekir. Mustafa Kemal Atatürk
Ekleme Tarihi: 11 Mart 2026 -Çarşamba

İNANCIN ZAFERİ

Değerli dostlar, bugün 12 Mart. Türk ulusunun bağımsızlık, var oluş ve kurtuluş mücadelesinin en coşkulu, en destansı, en duygulu ve en güzel dizelerle anlatıldığı İstiklal Marşı’mızın kabul edilişinin 105’inci yılı. Kutlu olsun. İstiklal Marşı’mızın anlamını, önemini ve mesajını çok iyi anlamak ve anlatmak gerekiyor.

***

1919 yılının baharında yurdumuzun dört bir yanı gözü kanlı dört düvel tarafından işgal edilmişti. Her bir yan düşman işgalinde, halkımız ise acı, ızdırap ve zulümler karşısında çaresizlik içindeydi. Ama umutsuzluğu ve çaresizliği yenecek birileri vardı. Düşman işgaline karşı umut içinde olan, çareler düşünen Mustafa Kemal, çaresizliğe, umutsuzluğa ve ölüme meydan okurcasına kararlı bir sesle “Geldikleri gibi giderler!” diyerek bir umut aşıladı, bir kıvılcım çaktı, bir ışık yaktı. Bu umut ve kurtuluş ışığına da büyük şair Mehmet Akif, “Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!” dizeleriyle destek olur.

***

İşte, içtenliğin doruklarında yükselen bu sımsıcak başlangıç dizesinin doğuş öyküsü, oldukça zor günlerin ve acıların hayata geçirilmesinden başka bir şey değildi. İstiklal Marşı’mızın şairi Mehmet Akif’e hayatının son günlerinde hasta yatağında yatarken İstiklal Marşı’nın yazıldığı o günleri sorduklarında “O günleri yeniden yaşamak mı, diyorsunuz; işte bu, mümkün değil. Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın!” diyerek karşılık veriyordu. Evet, Allah, bu millete bir daha İstiklal Marşı yazdıracak bir durum yaşatmasın.

***

Unutulmaması gereken bir durum var. bundan 105-110 yıl önceki yaşananları hatırlamak ve geleceğimizi bu yaşananlara göre düzenlemek zorundayız. Kurtuluş Savaşında yaşananları ve İstiklal Marşı’mızın anlattıklarını çok iyi anlamalıyız. Anlamakla kalmamalı yaşamalıyız, yaşatmalıyız ve sahip çıkmalıyız. Nasıl ki dün, o kahramanlar sahip çıktıysa bu gün de bizler sahip çıkıyoruz, yarın da bugünün çocukları sahip çıkacaktır, sahip çıkmalıdır. Çünkü İstiklal Marşı’mızın harcında, bu topraklar için ölümü göze alabilenlerin teri, canı ve kanı var. Her şeyin ateş kustuğu o günlerde, yüce dağların karlı doruklarında, özgürlük ve bağımsızlık sevdasının ateşleriyle yanıp kavrulanların gönüllerinde, özgürlük ve bağımsızlık umudumuz ve milli mücadelemizin büyüklüğü vardı. İşte bu şiir, öyle güçlü bir şiir ki gönülleri coşturacak, umutsuzlara umut olacak, gelecek kuşaklara yol gösterecek. Bu şiir, yurdun tüm ufuklarını aydınlatacak, yüce Türk ulusunun yeniden doğuşunu müjdeleyecek.

***

Mehmet Akif, Kurtuluş Savaşının en şiddetli günlerinde bile umudunu yitirmez. Çünkü o, yüce Türk ulusunun kahramanlığına, haklılığına ve imanına yürekten inanmıştır. Düşman, Sakarya'ya kadar gelmiş; Ankara’da mecliste bir telaş vardır. Hatta millet meclisin başka bir yere taşınması tartışılırken o, en tehlikeli anlarda bile sarsılmamış, inancını ve güvenini yitirmemiş. Sakarya savaşının en heyecanlı gecesinde top seslerinin Ankara'dan işitildiği anlarda, herkes tetikte beklerken o, inançlı ve imanlı! O yüce gönüllü büyük şair Mehmet Akif, Mustafa Kemal Paşa ve Türk ordusu için “Telaşa gerek yok. Evvel Allah, ona, onun askerliğine güvenilir. Ordumuz inşallah galip gelecek. Buna imanım ve inancım tam.” deme öngörüsünde bulunabilecek kadar inanmış ve güvenmiştir.

***

Büyük Taarruzdan sonra Mehmet Akif’e: “Doğacaktır sana vadettiği günler Hakk'ın, Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın." dizelerini sorarlar. O da şöyle cevap verir. “Başımızdaki adamı, Mustafa Kemal'i… kim görse zaferin doğacağına, eninde sonunda bizim olacağına inanırdı.” Evet, ilginç bir durum. Bu bir kehanet miydi? Bu kadar nasıl inandı? Ama bilinmesi gereken bir durum vardı. Birbirlerine inanma, güven, samimiyet ve liyakat.

***

Bakınız Mustafa Kemal Paşa İstiklal Marşı’mız için ne diyor. “Bu marş bizim inkılabımızı anlatır. İnkılabımızın ruhunu anlatır. Bunu ne unutmak ne unutturmak gerekir. İstiklal Marşı'nda istiklal davamızı anlatması bakımından, büyük anlamı olan dizeler vardır. Benim en beğendiğim yeri de burasıdır: Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyet; Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl. Benim Türk ulusundan asla unutmamasını istediğim dizeler, işte bunlardır. Özgürlük ve bağımsızlık aşkı, Türk ulusunun ruhudur. İstiklal Marşı'nın bu dizeleri, yüzyıllarca söylenmeli ve tüm dost ve düşman anlamalıdır ki Türk'ün tüm var oluşunda olduğu gibi her şeyi, en dokunulmaz duyguları bile tehlikeye girebilir. Fakat özgürlüğü asla! Bu demektir ki efendiler, Türk'ün özgürlüğüne ve bağımsızlığına dokunulamaz. İşte, Türk budur!”

NE MUTLU “TÜRK’ÜM” DİYENE

İstiklal Marşı, dizelerden oluşmuş bir marş değil, savaşlardan oluşmuş bir kahramanlık destanıdır. Bu marşın özünde, şehitlerimizin canları ve kanları, gazilerimizin yürekleri ve alın terleri vardır. Bu ülke için, bu topraklar için, bu bayrak için canını vereni kanını döken tüm şehitlerimizin ruhları şad olsun. Ne mutlu “Türk’üm” diyene!

Sözün Özü:

Bir ulusun var olabilmesi için özgürlüğüne ve bağımsızlığına sahip olması gerekir. Mustafa Kemal Atatürk

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.