Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

KAYIP EŞYA BÜROSU

Değerli dostlar, geçtiğimiz günlerde ilgimi çeken bir yere uğradım, “Kayıp Eşya Bürosu”! Şaşırmış olabilirsiniz, böyle bir yer var mı, diye düşünebilirsiniz. Vardır, vardır! Asıl ilginçlik, bu “Kayıp Eşya Bürosu”nda. Böyle bir yere gittiğinizde ne ararsınız? Doğal olarak size ait bir şeyi, eşyanızı ararsınız: Şemsiye, çanta, atkı, şal, oyuncak vb… Ama bu uğradığım yerde bu türden “şeyler” yoktu. Dışarıdan bakıldığında çok ilgi çekmeyen, uğrayanı çok olmayan, hatta buradaki “kayıplar”la çok ilgilenmeyenler olduğu için sanki sinek avlayan bir iş yeri görünümünde. Bakımsızlıktan raflarda ve ortalıkta tozlar uçuşuyor, ilgisizlikten ve duyarsızlıktan sanki harabeye dönmüş bir yer. *** İçeri adım atınca şaşkınlığım bir kat daha arttı. Raflar neredeyse doluydu; ama bir o kadar da dağınıktı. Rafları tek tek incelemeye başladım. Neler yoktu ki! Rafın birinde akıl, mantık, fikir, birbirine karışık halde öylece atılmış duruyordu. Aradan birini almaya kalaksan diğerleri sanki üstüne düşecek gibi! Onun yanındaki rafa baktım, orada da saygı, sevgi, sabır, tahammül, öylece duruyor. Öylesine bırakılmışlar ki dikkatli bakmazsan ne olduklarını tam anlayamazsın. Bir adım daha atıp öbür rafa bakınca orada da görgü, nezaket, incelik, öylesine darmadağın duruyor. Anlaşılan merak edip de arayıp soran bile olmamış. *** Raf gezintim sürüyor. Bir diğer rafta namus, ahlak, karakter, ilke, onur, sıkış tepiş rafa sığdırılmaya çalışılmış. O raf yetmemiş, öbür rafa taşmış. Hayretle ve ibretle bakmayı sürdürüyorum. İlgi, bilgi, zeka, beceri, yetenek, yine bir başka rafa yığılmış, öylece duruyor. Öbür yanda ise dürüstlük, sağduyu, hoşgörü, vicdan, iyi niyet, neredeyse yerlere kadar saçılmış. Daha başka neler unutulmuş, aranıp sorulmamış diye öbür rafları da incelemeye başladım. Sorumluluk, orada öylece duruyor. Çalışkanlığı, oraya öylece bırakmışlar. Çalışkanlığın yanında tembellik var mı diye baktım; göremedim. Onu yitiren yok herhalde! Özveriye baktım, evet, orada duruyor. Ama diğerleri kadar çok değil. Demekki özverisini yitirmeyenler var aramızda. Vefa, diye bir “şey” vardı, bir zamalar. Acaba buralarda unutan var mıdır, diye bakayım, dedim. Evet, evet, var. O da oldukça çok. Daha neler yok ki! Güven, orada öylece duruyor. Merhamet, samimiyet, iyilik, yardımseverlik, öylece duruyor. *** Algı, anlayış, bilinç, bir köşeye atılmış, neredeyse üstüne basılıp geçilecek durumda. Kişilik, kültür; kişisel ve kültürel gelişim aradım; evet, var. Hem de çok. Sonra yavaş adımlarla ve düşünceli olarak oradan çıktım. İlerideki parkın içinde bir bank buldum ve oturdum. Aklımda delice sorular ve düşünceler, fırtına estiriyor. Dedim ki kendini kaybedenlerin ilk uğrayacağı yer, burası, “Kayıp ‘Eşya’ Bürosu” olmalı. Evet, buraya uğraması gereken o kadar çok kişi var ki! Kendimize gelebilmemiz için oradaki gerekli “eşyaları” almamız gerekiyor. Sözün Özü Kendimizi bulmak için mutlaka kaybetmek mi gerekiyor? Azra Kohen
Ekleme Tarihi: 09 Mart 2022 - Çarşamba
Mustafa ATALAY

KAYIP EŞYA BÜROSU

Değerli dostlar, geçtiğimiz günlerde ilgimi çeken bir yere uğradım, “Kayıp Eşya Bürosu”!

Şaşırmış olabilirsiniz, böyle bir yer var mı, diye düşünebilirsiniz.

Vardır, vardır!

Asıl ilginçlik, bu “Kayıp Eşya Bürosu”nda.

Böyle bir yere gittiğinizde ne ararsınız?

Doğal olarak size ait bir şeyi, eşyanızı ararsınız: Şemsiye, çanta, atkı, şal, oyuncak vb…

Ama bu uğradığım yerde bu türden “şeyler” yoktu.

Dışarıdan bakıldığında çok ilgi çekmeyen, uğrayanı çok olmayan, hatta buradaki “kayıplar”la çok ilgilenmeyenler olduğu için sanki sinek avlayan bir iş yeri görünümünde.

Bakımsızlıktan raflarda ve ortalıkta tozlar uçuşuyor, ilgisizlikten ve duyarsızlıktan sanki harabeye dönmüş bir yer.

***

İçeri adım atınca şaşkınlığım bir kat daha arttı.

Raflar neredeyse doluydu; ama bir o kadar da dağınıktı.

Rafları tek tek incelemeye başladım.

Neler yoktu ki!

Rafın birinde akıl, mantık, fikir, birbirine karışık halde öylece atılmış duruyordu. Aradan birini almaya kalaksan diğerleri sanki üstüne düşecek gibi!

Onun yanındaki rafa baktım, orada da saygı, sevgi, sabır, tahammül, öylece duruyor. Öylesine bırakılmışlar ki dikkatli bakmazsan ne olduklarını tam anlayamazsın.

Bir adım daha atıp öbür rafa bakınca orada da görgü, nezaket, incelik, öylesine darmadağın duruyor. Anlaşılan merak edip de arayıp soran bile olmamış.

***

Raf gezintim sürüyor. Bir diğer rafta namus, ahlak, karakter, ilke, onur, sıkış tepiş rafa sığdırılmaya çalışılmış. O raf yetmemiş, öbür rafa taşmış.

Hayretle ve ibretle bakmayı sürdürüyorum. İlgi, bilgi, zeka, beceri, yetenek, yine bir başka rafa yığılmış, öylece duruyor.

Öbür yanda ise dürüstlük, sağduyu, hoşgörü, vicdan, iyi niyet, neredeyse yerlere kadar saçılmış.

Daha başka neler unutulmuş, aranıp sorulmamış diye öbür rafları da incelemeye başladım.

Sorumluluk, orada öylece duruyor.

Çalışkanlığı, oraya öylece bırakmışlar. Çalışkanlığın yanında tembellik var mı diye baktım; göremedim. Onu yitiren yok herhalde!

Özveriye baktım, evet, orada duruyor. Ama diğerleri kadar çok değil. Demekki özverisini yitirmeyenler var aramızda.

Vefa, diye bir “şey” vardı, bir zamalar. Acaba buralarda unutan var mıdır, diye bakayım, dedim. Evet, evet, var. O da oldukça çok.

Daha neler yok ki!

Güven, orada öylece duruyor.

Merhamet, samimiyet, iyilik, yardımseverlik, öylece duruyor.

***

Algı, anlayış, bilinç, bir köşeye atılmış, neredeyse üstüne basılıp geçilecek durumda.

Kişilik, kültür; kişisel ve kültürel gelişim aradım; evet, var. Hem de çok.

Sonra yavaş adımlarla ve düşünceli olarak oradan çıktım. İlerideki parkın içinde bir bank buldum ve oturdum. Aklımda delice sorular ve düşünceler, fırtına estiriyor.

Dedim ki kendini kaybedenlerin ilk uğrayacağı yer, burası, “Kayıp ‘Eşya’ Bürosu” olmalı.

Evet, buraya uğraması gereken o kadar çok kişi var ki!

Kendimize gelebilmemiz için oradaki gerekli “eşyaları” almamız gerekiyor.

Sözün Özü

Kendimizi bulmak için mutlaka kaybetmek mi gerekiyor? Azra Kohen

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.