Ramazan Duman
Köşe Yazarı
Ramazan Duman
 

ESKİŞEHİR ŞEHİR OLMAYI BAŞARMIŞ, PEKİ BİZİM NEYİMİZ EKSİK?

Biri İç Anadolu’nun ortasında… Ne denizi var ne sahili. Ama öyle bir şehir ki; gezerken kendinizi Avrupa’nın herhangi bir kentinde hissediyorsunuz. Sokaklar düzenli, caddeler ferah, parklar yaşayan alan… İnsanların yüzünde bir huzur, şehirde bir sistem, yönetimde bir akıl var. *** Evet, Eskişehir’den bahsediyorum. Hafta sonu şehre gelen on binlerce turist… Yüz binlere ulaşan öğrenci nüfusu… Yüzlerce tur şirketi, binlerce rehber… Bu hareketlilik tesadüf değil. Bu, yılların birikimi, vizyonun ve istikrarın sonucu. SADECE BİR İSİM DEĞİL, ORTAK EMEK Şehrin hafızasında bir isim var: Yılmaz Büyükerşen. Ama işin en dikkat çekici tarafı şu; bu başarı tek bir kişinin değil. Bizzat kendisinin de ifade ettiği gibi, bu şehirde “alın teri var, özveri var, samimiyet var, güven var.” İşte mesele tam da burada başlıyor: güven. GÜVEN OLMADAN ŞEHİR OLMAZ Bir şehir güven üzerine kurulur. Yöneticiye güven olacak. Kurumlar birbirine güvenecek. Siyaset, kavga değil uyum üretecek. Eskişehir’de bunu görüyorsunuz. *** Siyasiler arasında çekişme değil, dayanışma var. İnsanlar geçmiş yöneticilerini saygıyla anıyor, mevcut yöneticileriyle uyum içinde yoluna devam ediyor. “Abi-kardeş” dediğimiz o bağ, aslında bir şehir kültürüne dönüşmüş durumda. İÇ ANADOLU’DA SAHİL RUHU Peki sonuç? İç Anadolu’da “deniz yok” diyorsunuz ama adamlar şehirde adeta sahil havası oluşturmuş. Yapay plajlar, su kenarı yaşam alanları, yürüyüş yolları… Parklar sadece park değil; yaşayan sosyal merkezler. Müzeler deseniz saymakla bitmiyor. Bilim, sanat, tarih iç içe. Tramvay hatlarıyla ulaşım kolay, şehir planlaması disiplinli. En önemlisi; şehir temiz. Ve bu temizlik sadece sokakta değil, zihniyette de var. MANİSA’YA DÖNÜP BAKINCA… Şimdi dönüp kendi şehrimize bakıyorum… Potansiyel var mı? Var. Tarih var mı? Var. Coğrafya? Zaten fazlasıyla var. Ama eksik olan şey çok net: güven ve ortak akıl. Herkes kendi alanını koruma derdinde. Kimse “şehir kazanırsa ben de kazanırım” demiyor. Birlik yok, samimiyet yok, uzun vadeli vizyon yok. MESELE BETON DEĞİL, RUH MESELESİ Oysa şehir dediğin; bina yapmakla değil, ruh vermekle büyür. Eskişehir bunu başarmış. BU YAZI BİR ÖVGÜ DEĞİL, AYNA Bu yazı bir övgü değil, bir aynadır. Bakmasını bilen için içinde çok ders var. Çünkü bu ülkede gerçekten böyle şehirler de var…Ama mesele görmek değil, örnek alabilmek.
Ekleme Tarihi: 01 Mayıs 2026 -Cuma

ESKİŞEHİR ŞEHİR OLMAYI BAŞARMIŞ, PEKİ BİZİM NEYİMİZ EKSİK?

Biri İç Anadolu’nun ortasında… Ne denizi var ne sahili. Ama öyle bir şehir ki; gezerken kendinizi Avrupa’nın herhangi bir kentinde hissediyorsunuz. Sokaklar düzenli, caddeler ferah, parklar yaşayan alan… İnsanların yüzünde bir huzur, şehirde bir sistem, yönetimde bir akıl var.

***

Evet, Eskişehir’den bahsediyorum. Hafta sonu şehre gelen on binlerce turist… Yüz binlere ulaşan öğrenci nüfusu… Yüzlerce tur şirketi, binlerce rehber… Bu hareketlilik tesadüf değil. Bu, yılların birikimi, vizyonun ve istikrarın sonucu.

SADECE BİR İSİM DEĞİL, ORTAK EMEK

Şehrin hafızasında bir isim var: Yılmaz Büyükerşen.

Ama işin en dikkat çekici tarafı şu; bu başarı tek bir kişinin değil. Bizzat kendisinin de ifade ettiği gibi, bu şehirde “alın teri var, özveri var, samimiyet var, güven var.” İşte mesele tam da burada başlıyor: güven.

GÜVEN OLMADAN ŞEHİR OLMAZ

Bir şehir güven üzerine kurulur. Yöneticiye güven olacak. Kurumlar birbirine güvenecek. Siyaset, kavga değil uyum üretecek. Eskişehir’de bunu görüyorsunuz.

***

Siyasiler arasında çekişme değil, dayanışma var. İnsanlar geçmiş yöneticilerini saygıyla anıyor, mevcut yöneticileriyle uyum içinde yoluna devam ediyor. “Abi-kardeş” dediğimiz o bağ, aslında bir şehir kültürüne dönüşmüş durumda.

İÇ ANADOLU’DA SAHİL RUHU

Peki sonuç?

İç Anadolu’da “deniz yok” diyorsunuz ama adamlar şehirde adeta sahil havası oluşturmuş. Yapay plajlar, su kenarı yaşam alanları, yürüyüş yolları… Parklar sadece park değil; yaşayan sosyal merkezler. Müzeler deseniz saymakla bitmiyor.

Bilim, sanat, tarih iç içe. Tramvay hatlarıyla ulaşım kolay, şehir planlaması disiplinli. En önemlisi; şehir temiz. Ve bu temizlik sadece sokakta değil, zihniyette de var.

MANİSA’YA DÖNÜP BAKINCA…

Şimdi dönüp kendi şehrimize bakıyorum… Potansiyel var mı? Var. Tarih var mı? Var. Coğrafya? Zaten fazlasıyla var. Ama eksik olan şey çok net: güven ve ortak akıl. Herkes kendi alanını koruma derdinde. Kimse “şehir kazanırsa ben de kazanırım” demiyor. Birlik yok, samimiyet yok, uzun vadeli vizyon yok.

MESELE BETON DEĞİL, RUH MESELESİ

Oysa şehir dediğin; bina yapmakla değil, ruh vermekle büyür. Eskişehir bunu başarmış.

BU YAZI BİR ÖVGÜ DEĞİL, AYNA

Bu yazı bir övgü değil, bir aynadır. Bakmasını bilen için içinde çok ders var. Çünkü bu ülkede gerçekten böyle şehirler de var…Ama mesele görmek değil, örnek alabilmek.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.