Kabe görüntüleri eşliğinde söylenen “Hu der Allah” ilahisi. Genç bir delikanlı, iki arkadaşıyla birlikte mekân mekân dolaşıyor, ilahi söylüyor. Ne hakaret var, ne küfür, ne taşkınlık… Sadece bir ezgi, bir ritim, bir maneviyat.
KIYAMET KOPTU
Buraya kadar herkes tamam. Ama mesele okullara gelince birileri rahatsız oldu. Teneffüste çocuklar hep bir ağızdan aynı ilahiyi söylemiş… Sosyal medyada paylaşımlar yapılmış… Ramazan ayı dolayısıyla Millî Eğitim Bakanlığı okullara “Ramazan etkinlikleri” kapsamında bir genelge göndermiş… Kıyamet koptu.
BU DEVLET BİR EZGİYLE YIKILMAZ
Şimdi soruyorum: Aynı çocuklar “Köpek gibi hav hav” tarzı şarkılarla eğlenirken kimsenin sesi çıkmıyordu da, bir ilahi söylenince mi laiklik tehlikeye girdi? Bu ülkenin laikliği iki ilahiyle sarsılacak kadar zayıf mı? Korkmayın… Bu memleket öyle kolay kurulmadı. Bu devlet bir ezgiyle yıkılmaz, bir teneffüsle rejim değişmez. Laiklik; inancı yasaklamak değildir. Laiklik, herkesin inancını özgürce yaşayabilmesidir. Bugün o ilahiyi söyleyen isim, Celal Karatüre. Şimdi bir başka tartışma daha açıldı: “Bu işte maddi beklenti var mı?” Olabilir.
KİMSE KİMSEYİ ZORLA İLAHİ DİNLETMİYOR
Her gittiği yerde esnafa özel videolar çekiyor. Tanıtım yapıyor. Belki ücret alıyor. Belki sponsorluk var. Belki yok. Peki bundan bize ne? Bu durum onun illegal bir iş yaptığını mı gösterir? Hayır. Biz bu toplumda sanatçının da, futbolcunun da, fenomenin de ne yaptığını biliriz. Kimin neyi ticarete dönüştürdüğünü de görürüz. Bir iş karşılık buluyorsa, bir talep varsa, bir beğeni varsa; arz oluşur. Bu kadar basit. Kimse kimseyi zorla ilahi dinletmiyor. Kimse kimseye zorla video izletmiyor. Beğenen izliyor. Beğenmeyen geçiyor. Ama iş dine temas edince bir kesimin refleksi değişiyor.
SOSYOLOJİK GERÇEKLİK
Oysa gerçek şu: Toplum bir şeyi sahiplenmişse, kalbine dokunmuşsa, karşılık vermişse; hakkını teslim etmek gerekir. Çocuklar sevmiş. Aileler sevmiş. Esnaf memnun kalmış. Devlet erkânı olumlu yaklaşmış. Bu bir propaganda değil. Bu bir sosyolojik gerçeklik. Sosyal medya akımları gelir geçer. Dün başka bir isim vardı, yarın başka biri olur. Ama Ramazan’ın ruhu bu topraklarda hep vardı.
***
Devletin Ramazan ayı için etkinlik yapması neden bu kadar batıyor? Bu ülkede mahyalar asırlardır yanıyor. İftar sofraları kuruluyor. Teravihler kılınıyor. Çocuklar heyecanlanıyor. Beğenmeyebilirsiniz. Eleştirebilirsiniz. Ticari bulabilirsiniz. Ama karşılık bulan bir emeğe de sırf ideolojik refleksle düşmanlık üretmeyin. Korkmayın… Bu ülke iki ilahi söylendi diye laikliğini kaybetmez. Ama tahammülümüzü kaybedersek, işte o zaman gerçekten bir şeyleri kaybederiz.