Lütfi  Vural
Köşe Yazarı
Lütfi Vural
 

GÖLLER VE SULAK ALANLAR İSTEDİĞİMİZ GİBİ KULLANABİLECEĞİMİZ SINIRSIZ KAYNAKLAR DEĞİLDİR

Sanayileşme ile birlikte kaynak kullanımı da artıyor. Tüketim talebindeki artış sanayi üretimindeki hammadde ihtiyacını artırıyor. Artan kaynak kullanımı doğanın tahrip edilmesinin önünü açıyor. Doğadaki her türlü kaynak bilinçsiz bir şekilde kirletiliyor ve yok ediliyor. Kirletilen ve yok olan kaynaklar tekrar eski haline döndürülemiyor. Bu durum aynı zamanda biyolojik türleri de olumsuz etkiliyor. *** WWF’in Yaşayan Gezegen Raporu’na göre, 1970-2012 yılları arasında omurgalı canlı popülasyonlarında yaşanan en büyük azalma %81 ile sulak alan ekosistemlerinde meydana geldi. Türkiye’de son 50 yıl içinde, 3 Van Gölü büyüklüğünde (1,3 milyon hektar) sulak alan kaybedildi. *** Akdeniz Sulak Alanlar Birliği üyesi 32 sivil toplum kuruluşu sulak alanların korunması için ortak bir açıklama yaparak sulak alanların korunmasının acil olduğunu belirtti ve, “Göller ve sulak alanlar, tarım ve enerji sektöründe istediğimiz gibi kullanabileceğimiz sınırsız kaynaklar değildir. İklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kayıplarına karşı sulak alanlar acilen korunmaya alınmalı” denildi. SULAK ALANLAR KİRLİ SUYU TEMİZLİYOR Akarsuların, göllerin ve sulak alanların kirletilmesi ve bilinçsiz kullanımı burada yaşayan canlıların yaşamını tehdit ediyor. Son yıllarda ülkemizde birçok göl ve sulak alan kurumuş durumda. Sulak alanlar ormanlardan ve diğer doğal varlıklardan üç kat daha fazla tahrip ediliyor. Bu alanların hayatımızdaki işlevleri ve ekosisteme katkıları çok fazla. En başta gelen yararı yüzey sular için süzgeç ve sünger özelliği göstermesi. Sulak alanlar kirli suyu temizliyor. Bu görevi biyolojik türlerin çeşitliliği ve zenginliği ile yapıyor. Ayrıca sulak alanlardaki bitki türleri suyu temizlemeye katkı sağlıyor. **** Sulak alanlar aynı zamanda, su döngüsünü destekliyor, suyu arıtıyor, yeraltı suyu kaynaklarını besliyor ve tarım arazilerinin verimliliğini artırıyor. SULAK ALANLAR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİNİ AZALTIYOR Sulak alanlar, biyolojik üretim yapan ekosistemleri de içinde barındırır. Karbon depolama özellikleriyle iklimin düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. Tropikal ormanlardan sonra en yüksek organik madde üreten ekosistemlerdir. Önemli miktarda biyolojik çeşitliliği içinde barındırır. Etrafında oluşturduğu flora ile nemi düzenler. Bu özellik sayesinde "sıcak hava dalgaları"nın olumsuz etkileri azaltılır ve yaşam kalitesini yükseltir. MARMARA GÖLÜ’NÜN İHTİYACI OLAN SU TEKRAR GÖLE VERİLMELİ Marmara Gölü, kapladığı alan, derinlik, içinde barındırdığı canlı türleri ile göçmen kuşlarının çeşitliliği ve sayısı bakımından Ege Bölgesi'nin en önemli Sulak Alanlarının başında geliyor. *** Yaklaşık 6 bin hektar büyüklüğünde olan, "Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan" özelliğine sahip, 20 bin civarında göçmen kuşun kışı geçirdiği ve aralarında "tepeli pelikan" ile "küçük karabatak" gibi nesli azalan türleri barındıran göl, 2021 yılı yaz mevsiminde kurudu. *** Marmara Gölü üç kanaldan besleniyor. Demirköprü Barajı, Gördes Çayı ve Gediz Nehri ile bağlantılı olan bu kanallardan göle uzun süredir su verilmiyor. Yaz mevsiminde gölün etrafındaki bağ ve zeytinliklere önemli miktarda su çekiliyor. Bu yüzden su seviyesinde her yıl değişiyor. Ayrıca gölün ana kaynağı olan Gördes Çayı üzerine 2009’da yapılan Gördes Barajı ise göle akması gereken suyu barajda tutuyor. *** Marmara Gölü’nün tekrar eski günlerine dönmesi ve su tutması için yapılması gereken en önemli ve öncelikli görev Gördes Çayı’nın tekrar gölle buluşmasıdır.
Ekleme Tarihi: 27 Aralık 2022 - Salı
Lütfi  Vural

GÖLLER VE SULAK ALANLAR İSTEDİĞİMİZ GİBİ KULLANABİLECEĞİMİZ SINIRSIZ KAYNAKLAR DEĞİLDİR

Sanayileşme ile birlikte kaynak kullanımı da artıyor. Tüketim talebindeki artış sanayi üretimindeki hammadde ihtiyacını artırıyor. Artan kaynak kullanımı doğanın tahrip edilmesinin önünü açıyor. Doğadaki her türlü kaynak bilinçsiz bir şekilde kirletiliyor ve yok ediliyor. Kirletilen ve yok olan kaynaklar tekrar eski haline döndürülemiyor. Bu durum aynı zamanda biyolojik türleri de olumsuz etkiliyor.

***

WWF’in Yaşayan Gezegen Raporu’na göre, 1970-2012 yılları arasında omurgalı canlı popülasyonlarında yaşanan en büyük azalma %81 ile sulak alan ekosistemlerinde meydana geldi. Türkiye’de son 50 yıl içinde, 3 Van Gölü büyüklüğünde (1,3 milyon hektar) sulak alan kaybedildi.

***

Akdeniz Sulak Alanlar Birliği üyesi 32 sivil toplum kuruluşu sulak alanların korunması için ortak bir açıklama yaparak sulak alanların korunmasının acil olduğunu belirtti ve, “Göller ve sulak alanlar, tarım ve enerji sektöründe istediğimiz gibi kullanabileceğimiz sınırsız kaynaklar değildir. İklim değişikliği ve biyoçeşitlilik kayıplarına karşı sulak alanlar acilen korunmaya alınmalı” denildi.

SULAK ALANLAR KİRLİ SUYU TEMİZLİYOR

Akarsuların, göllerin ve sulak alanların kirletilmesi ve bilinçsiz kullanımı burada yaşayan canlıların yaşamını tehdit ediyor. Son yıllarda ülkemizde birçok göl ve sulak alan kurumuş durumda. Sulak alanlar ormanlardan ve diğer doğal varlıklardan üç kat daha fazla tahrip ediliyor. Bu alanların hayatımızdaki işlevleri ve ekosisteme katkıları çok fazla. En başta gelen yararı yüzey sular için süzgeç ve sünger özelliği göstermesi. Sulak alanlar kirli suyu temizliyor. Bu görevi biyolojik türlerin çeşitliliği ve zenginliği ile yapıyor. Ayrıca sulak alanlardaki bitki türleri suyu temizlemeye katkı sağlıyor.

****

Sulak alanlar aynı zamanda, su döngüsünü destekliyor, suyu arıtıyor, yeraltı suyu kaynaklarını besliyor ve tarım arazilerinin verimliliğini artırıyor.

SULAK ALANLAR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİNİ AZALTIYOR

Sulak alanlar, biyolojik üretim yapan ekosistemleri de içinde barındırır. Karbon depolama özellikleriyle iklimin düzenlenmesinde önemli bir rol oynar. Tropikal ormanlardan sonra en yüksek organik madde üreten ekosistemlerdir. Önemli miktarda biyolojik çeşitliliği içinde barındırır. Etrafında oluşturduğu flora ile nemi düzenler. Bu özellik sayesinde "sıcak hava dalgaları"nın olumsuz etkileri azaltılır ve yaşam kalitesini yükseltir.

MARMARA GÖLÜ’NÜN İHTİYACI OLAN SU TEKRAR GÖLE VERİLMELİ

Marmara Gölü, kapladığı alan, derinlik, içinde barındırdığı canlı türleri ile göçmen kuşlarının çeşitliliği ve sayısı bakımından Ege Bölgesi'nin en önemli Sulak Alanlarının başında geliyor.

***

Yaklaşık 6 bin hektar büyüklüğünde olan, "Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan" özelliğine sahip, 20 bin civarında göçmen kuşun kışı geçirdiği ve aralarında "tepeli pelikan" ile "küçük karabatak" gibi nesli azalan türleri barındıran göl, 2021 yılı yaz mevsiminde kurudu.

***

Marmara Gölü üç kanaldan besleniyor. Demirköprü Barajı, Gördes Çayı ve Gediz Nehri ile bağlantılı olan bu kanallardan göle uzun süredir su verilmiyor. Yaz mevsiminde gölün etrafındaki bağ ve zeytinliklere önemli miktarda su çekiliyor. Bu yüzden su seviyesinde her yıl değişiyor. Ayrıca gölün ana kaynağı olan Gördes Çayı üzerine 2009’da yapılan Gördes Barajı ise göle akması gereken suyu barajda tutuyor.

***

Marmara Gölü’nün tekrar eski günlerine dönmesi ve su tutması için yapılması gereken en önemli ve öncelikli görev Gördes Çayı’nın tekrar gölle buluşmasıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.