Lütfi  Vural
Köşe Yazarı
Lütfi Vural
 

TÜRKİYE’DE İLK “SÜNGER KENT” UYGULAMASI İZMİR’DE BAŞLADI

İklim değişikliği hayatımızı etkilemeye başladı. Aslında çok uzun zamandan beri küresel ısınmanın artacağı ve geleceğimizi olumsuz etkileyeceği konusunda uyarılar yapılıyordu. Toplumun çoğu doğal afetlerden zarar görmeye başlayınca konunun hayati ve ciddi olduğunu anladı. Yaz aylarında sıcak hava dalgalarındaki artış, şiddetli yağış ve ani gelişen seller, kuraklık gibi afetler daha sık yaşanmaya başladı. Bu afetlerden dolayı oluşan ekonomik kayıplar da artmaya başladı. Verdiği zararlar sadece ekonomik olarak artmadı, gelecek için kaygıları da artırdı. Sürdürülebilir yaşam sorgulanmaya başladı. *** Günümüzde nüfusun büyük bir kısmı şehirlerde yaşıyor. Ülkemizde de kentli nüfus kırsal kesime göre daha fazla. Son dönemlerdeki tarım politikaları kentlere göçü artırdı. Şehirler iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın en büyük sorumlusu oldu. Çünkü en fazla enerji şehirlerde ve şehirlere yakın sanayi bölgelerinde tüketiliyor. Enerji sektörü de hammadde olarak kullandığı fosil yakıtlardan dolayı sera gazlarının en fazla salgılandığı alan. Ayrıca şehirler, ulaşımın en fazla olduğu yerler. Taşıtlardan da önemli oranda metan ve karbon gazları salgılanıyor. Enerji tüketimi ve ulaşımdan doğan sera gazları şehirleri en büyük sorumlu yapıyor. Şehirler en büyük sorumlu olurken, şehirli insan da en büyük mağdur oluyor. Bu yüzden çözümünde şehirlerde olması gerektiği görüşü ağır basıyor. Bunun da yolu temiz enerji kullanmak ve yeşil altyapıya önem vermekten geçiyor. *** Yenilenebilir enerji yatırımlarında artış var. Ülkemizdeki enerji üretiminin %20’si rüzgâr ve güneş enerjisinden karşılanıyor. Bunun yanında fosil yakıtlara dayalı enerji üretiminin payı hala yüksek. Temiz enerji yatırımlarının geleceği enerji politikalarına bağlı. Teşviklere ve önceliklere bağlı olarak bu alandaki yatırımların seyri değişiyor. *** Yeşil altyapı uygulamaları ise yerel yönetimlerle daha çok ilişkili. Şehirleri giderek daha çok etkilemeye başlayan doğal afetlerin başında kuraklık, şiddetli yağış, ani seller ve sıcak hava dalgaları geliyor.Bu afetlerden korunmanın ve etkilerini azaltmanın yolu yeşil altyapı uygulamalarından geçiyor. “Yeşil altyapı” ismi yeni duyulmaya başladı. Bizim imar mevzuatımızda “altyapı” tanımı yer alıyor ancak “yeşil altyapı” tanımı henüz yer almıyor. Yeşil altyapı, özellikle şehirlerde doğal ortamı artıran ve bir bütün olarak değerlendiren bir yaklaşım.  *** Bir şehirdeki parklar ve yeşil alanlar tek tek değil tamamı bir bütün olarak ele alınıyor. Bu alanları birbiri ile birleştirmek için yeşil koridorlar ve su yolları oluşturuluyor. Hepsi bütün olarak bir ekosistem oluşturuyor. Yeşil uygulamalar artırılıyor. Yapay göletler ve su yolları inşa ediliyor. Bunların yanında son yıllarda daha çok yaşanan kuraklık ve su azlığına çözüm olarak yağmur suyunu tutan ve biriktiren uygulamalar da var.Bunlarda yeşil altyapının bir parçası.Yağmur suyunu biriktiren sistemlere “sünger kent” uygulamaları deniyor. *** Geçtiğimiz yılın son günlerinde Türkiye’de ilk olacak Sünger Kent projesi İzmir’de tanıtıldı. İzmir Büyük Şehir Belediyesinin Sünger Kent projesiyle yağmur suyu hasadı yapılacak. İlk etapta 10 bin yağmur bahçesi projesi devreye girecek. Yağmur bahçesi uygulaması için talep eden vatandaşlara ve sitelere bahçelerinde uygulayacağı bitkiler belediye tarafından verilecek. *** Ayrıca, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 5000 binanın 5000 polietilen yağmursuyu hasadı deposu ile teşvik sistemine dâhil edilmesi amaçlanıyor. Projeden yararlanmak isteyen vatandaşlar online sistem üzerinden müracaat ediyor. Başvurular apartman yöneticileri tarafından yapılıyor. 
Ekleme Tarihi: 17 Ocak 2023 - Salı
Lütfi  Vural

TÜRKİYE’DE İLK “SÜNGER KENT” UYGULAMASI İZMİR’DE BAŞLADI

İklim değişikliği hayatımızı etkilemeye başladı. Aslında çok uzun zamandan beri küresel ısınmanın artacağı ve geleceğimizi olumsuz etkileyeceği konusunda uyarılar yapılıyordu. Toplumun çoğu doğal afetlerden zarar görmeye başlayınca konunun hayati ve ciddi olduğunu anladı. Yaz aylarında sıcak hava dalgalarındaki artış, şiddetli yağış ve ani gelişen seller, kuraklık gibi afetler daha sık yaşanmaya başladı. Bu afetlerden dolayı oluşan ekonomik kayıplar da artmaya başladı. Verdiği zararlar sadece ekonomik olarak artmadı, gelecek için kaygıları da artırdı. Sürdürülebilir yaşam sorgulanmaya başladı.
***
Günümüzde nüfusun büyük bir kısmı şehirlerde yaşıyor. Ülkemizde de kentli nüfus kırsal kesime göre daha fazla. Son dönemlerdeki tarım politikaları kentlere göçü artırdı. Şehirler iklim değişikliğinin ve küresel ısınmanın en büyük sorumlusu oldu. Çünkü en fazla enerji şehirlerde ve şehirlere yakın sanayi bölgelerinde tüketiliyor. Enerji sektörü de hammadde olarak kullandığı fosil yakıtlardan dolayı sera gazlarının en fazla salgılandığı alan. Ayrıca şehirler, ulaşımın en fazla olduğu yerler. Taşıtlardan da önemli oranda metan ve karbon gazları salgılanıyor. Enerji tüketimi ve ulaşımdan doğan sera gazları şehirleri en büyük sorumlu yapıyor. Şehirler en büyük sorumlu olurken, şehirli insan da en büyük mağdur oluyor. Bu yüzden çözümünde şehirlerde olması gerektiği görüşü ağır basıyor. Bunun da yolu temiz enerji kullanmak ve yeşil altyapıya önem vermekten geçiyor.
***
Yenilenebilir enerji yatırımlarında artış var. Ülkemizdeki enerji üretiminin %20’si rüzgâr ve güneş enerjisinden karşılanıyor. Bunun yanında fosil yakıtlara dayalı enerji üretiminin payı hala yüksek. Temiz enerji yatırımlarının geleceği enerji politikalarına bağlı. Teşviklere ve önceliklere bağlı olarak bu alandaki yatırımların seyri değişiyor.
***
Yeşil altyapı uygulamaları ise yerel yönetimlerle daha çok ilişkili. Şehirleri giderek daha çok etkilemeye başlayan doğal afetlerin başında kuraklık, şiddetli yağış, ani seller ve sıcak hava dalgaları geliyor.Bu afetlerden korunmanın ve etkilerini azaltmanın yolu yeşil altyapı uygulamalarından geçiyor. “Yeşil altyapı” ismi yeni duyulmaya başladı. Bizim imar mevzuatımızda “altyapı” tanımı yer alıyor ancak “yeşil altyapı” tanımı henüz yer almıyor. Yeşil altyapı, özellikle şehirlerde doğal ortamı artıran ve bir bütün olarak değerlendiren bir yaklaşım. 
***
Bir şehirdeki parklar ve yeşil alanlar tek tek değil tamamı bir bütün olarak ele alınıyor. Bu alanları birbiri ile birleştirmek için yeşil koridorlar ve su yolları oluşturuluyor. Hepsi bütün olarak bir ekosistem oluşturuyor. Yeşil uygulamalar artırılıyor. Yapay göletler ve su yolları inşa ediliyor. Bunların yanında son yıllarda daha çok yaşanan kuraklık ve su azlığına çözüm olarak yağmur suyunu tutan ve biriktiren uygulamalar da var.Bunlarda yeşil altyapının bir parçası.Yağmur suyunu biriktiren sistemlere “sünger kent” uygulamaları deniyor.
***
Geçtiğimiz yılın son günlerinde Türkiye’de ilk olacak Sünger Kent projesi İzmir’de tanıtıldı. İzmir Büyük Şehir Belediyesinin Sünger Kent projesiyle yağmur suyu hasadı yapılacak. İlk etapta 10 bin yağmur bahçesi projesi devreye girecek. Yağmur bahçesi uygulaması için talep eden vatandaşlara ve sitelere bahçelerinde uygulayacağı bitkiler belediye tarafından verilecek.
***
Ayrıca, İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından 5000 binanın 5000 polietilen yağmursuyu hasadı deposu ile teşvik sistemine dâhil edilmesi amaçlanıyor. Projeden yararlanmak isteyen vatandaşlar online sistem üzerinden müracaat ediyor. Başvurular apartman yöneticileri tarafından yapılıyor. 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.