Türkiye'de esnaf olmak zor... Çiftçi olmak daha da zor... Ama galiba en zoru, yıllarca devlete prim ödeyip sonunda kendi hakkını aramak. Son torba kanunu yasası beklenen hiçbir şeyi karşılamadı.
***
Siyasiler, billboardlarda reklam yapmayı biliyor, kültür festivallerinde reklam yapmayı biliyor, koltuk davası olunca sonuna kadar mücadele etmesini biliyor da esnaf ve gariban çiftçinin durumunu bilmiyor olacak iş mi bu?
***
Yüksek vergiler... Bitmeyen sigorta primleri... Elektrik, mazot, gübre, kira, personel giderleri... Çiftçi ise tarlasını ekip ekmemeyi düşünüyor. Çünkü artık üretmek kazandırmıyor. Ama bütün bunların yanında bir de emeklilikteki Bağ-Kur adaletsizliği var ki, işte orada vicdanlar tamamen yaralanıyor.
İŞ VEREN CEZALANDIRILIYOR!
Yanında işçi çalıştıran esnaf... Vergisini veren esnaf... Prim ödeyen esnaf... Devlete yük olmayan esnaf... 9000 gün prim ödeyecek. Peki yanında çalıştırdığı işçi? Daha düşük prim günleriyle emekli olacak. Şimdi soruyorum: Bu nasıl sistem? Bu nasıl adalet? Bu nasıl sosyal devlet anlayışı? İnsanlara iş veren neden cezalandırılıyor? İstihdam sağlayan neden daha fazla çalışmak zorunda bırakılıyor? Bu iş verene zulüm değilse nedir?
ESNAFIN VE ÇİFTÇİNİN SABRI TAŞTI
Kahvede... Çarşıda... Pazarda... Tarlada... Konuşulan konu aynı. "Biz ne zaman emekli olacağız?" İnsanlar artık çalışmaktan değil, karşılığını alamamaktan yoruldu. Yıllarca prim ödeyen milyonlarca Bağ-Kur'lu hala bekliyor. Bekliyor ama sesini duyan yok.
ODA BAŞKANLARI, ERİK DALI OYNAMAYI İYİ BİLİYORSUNUZ!!!
Buradan oda başkanlarına sesleniyorum. Seçim zamanı mangalda kül bırakmıyorsunuz. Meydan meydan geziyorsunuz. Kazanınca kutlamalar yapıyorsunuz. Davullar çalıyor. Halaylar çekiliyor. Erik dalı oynanıyor. Peki esnafın hakkı söz konusu olunca neredesiniz? Neden sessizsiniz? Neden Ankara'ya çıkıp kapıları zorlamıyorsunuz? Neden üyeleriniz için güçlü açıklamalar yapmıyorsunuz? Neden her gün aidat istemeyi biliyorsunuz da, esnafın hakkını istemeyi bilmiyorsunuz? Bu odalar aidat toplama merkezi mi? Yoksa üyelerinin hakkını savunacak kurumlar mı?
STK'LAR VE SİYASETÇİLER NEDEN SUSUYOR?
Manisa'daki oda başkanları... STK temsilcileri... İl başkanları... İlçe başkanları... Milletvekilleri... Bu insanların sesini ne zaman duyacaksınız? Seçim döneminde kapısını çaldığınız insanların bugün yaşadığı sıkıntıları görüyor musunuz? Yoksa seçimden seçime mi hatırlıyorsunuz?
MUHALEFET PARTİLERİ ŞİMDİ DEĞİLSE NE ZAMAN?
Muhalefet partileri de bu konuda yeterince ses vermiyor. Milyonlarca esnafın ve çiftçinin mağduriyetini gündemin ilk sırasına taşıması gerekenler sessiz. Oysa bu mesele siyaset üstüdür. Bu mesele ekmek meselesidir. Bu mesele adalet meselesidir.
CUMHURBAŞKANINA AÇIK ÇAĞRI
Sayın Cumhurbaşkanımız; Esnaf bekliyor. Çiftçi bekliyor. Bağ-Kur'lular bekliyor. Verilen sözlerin yerine gelmesini bekliyor. Bu insanların beklentisi makam değil. Mevki değil. İmtiyaz değil. Sadece adalet. Yıllarca prim ödeyen insanların hak ettiği adalet.
ARTIK YETER!
Esnafın sırtındaki yük ağır. Çiftçinin sırtındaki yük ağır. Ama en ağır yük, duyulmayan feryattır. Bugün yapılması gereken nettir. Bağ-Kur'da prim gün adaletsizliği sona ermelidir. Esnaf ve çiftçi daha fazla oyalanmamalıdır. Çünkü üreten küserse ülke kaybeder. Esnaf biterse şehirler kaybeder. Çiftçi biterse Türkiye kaybeder.
***
Ve unutulmasın...
Bu millet artık sadece vaat duymak istemiyor.
Bu millet artık icraat görmek istiyor.