Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

ASALET ÜZERİNE

Çok eski zamandaoldukça büyük bir köyün ağasına güzel bir tay armağan edilir. Armağan edilen tayın durumunu öğretmek isteyen Ağa, taya bakmakla görevli kahyanın yanına uğrar ve kendisine armağan edilen tayı sorar: “Kahya efendi, nasıl bizim tay?” der. Kahya da “Asluhû nesluhû Ağam.” diye karşılık verir. (Asluhû nesluhû; aslı neyse nesli de odur.) Ağa, “Nesi var ki?” diye merakla sorar. Kahya, cevap verir: “Ağam, asil bir tayın sırtına sinek, böcek konduğunda bunları, kuyruğuyla kovalar. Ancak bizim tay, adeta bir inek gibi kafasını çevirip sinekleri ağzıyla kovalıyor.” Ağa, bunun nedenini öğrenmek için tayı armağan eden adamı çağırtır ve tayın bu davranışının nedeni hakkında bilgi ister. Tayı armağan eden adam, “Ağam, bizim tay doğduktan hemen sonra annesi öldüğü için onu, ineğe emzirttik.” diyerek konuya açıklık getirir. Böylece yaşanan garipliğin sırrı çözülmüş olur ve ağa, adamlarına emreder: “Verin kahyaya fazladan bir kap yemek!” Yine başka bir zamanda ağaya, güzel görünüşlü iri bir hindi armağan edilir. Armağan edilen hindi, her zaman olduğu gibi kahyaya emanet edilir. Bir süre sonra ağa, yine kahyanın yanına varır ve hindiyi sorar. Kahya, “Asluhû, nesluhû ağam!” der. Ağa, “Kahya efendi, bunun neyi var?” diye telaşla sorar. Kahya, “Ağam, asil olan bir hindi, öteceği zaman kabarır. İbiği masmavi olunca başlar ötmeye. Ama bizim hindi, iyice kabarıyor, ibiği masmavi olup tam öteceği zaman kafasını suya daldırıyor. Galiba bunun da soyunda bir bozukluk var.” der. Ağa, yine işin aslını öğrenmek için hindiyi armağan eden kişiyi çağırtır. O kişi de hindinin yumurtasını ördeğin altına koyduklarını ve hindinin, ördek yavrularıyla birlikte büyüdüğünü anlatır. Bu durumun da sırrı böylece anlaşılmış olur. Bu durumun ardından ağa, yine “Verin kahyaya fazladan bir kap yemek!" der. *** Köyün ağası, güzel bir günün sabahında çiftliğin bahçesinde yalnız başına dolaşırken kahya gözüne ilişir ve ona doğru yaklaşarır. Ağa, “Kahya efendi, merak ettim; bende de bir sıkıntı var mı acaba?” der. Kahya da yine “Asluhû nesluhû Ağam!” der. Ağa, merakla “Bende de mi?” der ve hemen son demlerini yaşayan anasının yanına koşar. Ağa, anasının eline sarılır ve “Anacığım, inan sana kırılıp küsmem, kızmam da. Bende bir sıkıntı var mı? Benim babam kimdir?” diye sorar. Ağanın anası, oğlunun yüzüne bakar, biraz durur; sıkıla sıkıla başlar anlatmaya: “Oğul, babanla evlendiğimizde baban çok yaşlıydı. ben daha 17-18 yaşlarında genç, güzel bir kadındım. Gençliğimin duygularına kapılıp bir hata ettim. Sen, bizim çiftliğin aşçısının oğlusun.” der. Gerçeği öğrenen ağa, kahyaya seslenir: “Ey olayların perde arkasından bizlere sırlar sunan değerli insan! Tay ve hindinin durumlarına vakıf oldun, anladık da benim durumumu nasıl anladın? Bu nasıl bir bilgeliktir? Söyle bakalım bana!” der. Kahya da “Ey köyümüzün, obamızın ağası! Bunu anlamaktan daha kolay ne var? Benim bildiğim ağalar, ödül verirken ‘verin bir kese altın!’ der. Siz ise ‘Verin fazladan bir kap yemek!’ diyorsunuz. Ağa, adamlarına seslenir: “Verin kahyaya fazladan bir kap yemek!” Evet, asalet önemlidir. Nesiller aslına çeker. “Asil, azmaz; bal, kokmaz. Kokarsa yağ kokar; onun da aslı ayrandır.” demiş atalarımız. Ağa için “Otu çek, köküne bak!” sözü, “cuk” oturuyorsa da diğer örnekler için eğitimin önemine işaret etmek gerekir. Ancak, “Soysuza silah vermişler, çekip babasını vurmuş.” sözü de boşuna söylenmemiştir. Çevremize ve çevremizdekilere bir de bu açıdan bakalım, ne ilginçlikler göreceğiz! Sözün Özü İt eniğinden kurt olmaz!
Ekleme Tarihi: 06 Nisan 2022 - Çarşamba
Mustafa ATALAY

ASALET ÜZERİNE

Çok eski zamandaoldukça büyük bir köyün ağasına güzel bir tay armağan edilir. Armağan edilen tayın durumunu öğretmek isteyen Ağa, taya bakmakla görevli kahyanın yanına uğrar ve kendisine armağan edilen tayı sorar:

“Kahya efendi, nasıl bizim tay?” der.

Kahya da “Asluhû nesluhû Ağam.” diye karşılık verir. (Asluhû nesluhû; aslı neyse nesli de odur.)

Ağa, “Nesi var ki?” diye merakla sorar.

Kahya, cevap verir: “Ağam, asil bir tayın sırtına sinek, böcek konduğunda bunları, kuyruğuyla kovalar. Ancak bizim tay, adeta bir inek gibi kafasını çevirip sinekleri ağzıyla kovalıyor.”

Ağa, bunun nedenini öğrenmek için tayı armağan eden adamı çağırtır ve tayın bu davranışının nedeni hakkında bilgi ister.

Tayı armağan eden adam, “Ağam, bizim tay doğduktan hemen sonra annesi öldüğü için onu, ineğe emzirttik.” diyerek konuya açıklık getirir.

Böylece yaşanan garipliğin sırrı çözülmüş olur ve ağa, adamlarına emreder:

“Verin kahyaya fazladan bir kap yemek!”

Yine başka bir zamanda ağaya, güzel görünüşlü iri bir hindi armağan edilir. Armağan edilen hindi, her zaman olduğu gibi kahyaya emanet edilir. Bir süre sonra ağa, yine kahyanın yanına varır ve hindiyi sorar.

Kahya, “Asluhû, nesluhû ağam!” der.

Ağa, “Kahya efendi, bunun neyi var?” diye telaşla sorar.

Kahya, “Ağam, asil olan bir hindi, öteceği zaman kabarır. İbiği masmavi olunca başlar ötmeye. Ama bizim hindi, iyice kabarıyor, ibiği masmavi olup tam öteceği zaman kafasını suya daldırıyor. Galiba bunun da soyunda bir bozukluk var.” der.

Ağa, yine işin aslını öğrenmek için hindiyi armağan eden kişiyi çağırtır. O kişi de hindinin yumurtasını ördeğin altına koyduklarını ve hindinin, ördek yavrularıyla birlikte büyüdüğünü anlatır. Bu durumun da sırrı böylece anlaşılmış olur. Bu durumun ardından ağa, yine “Verin kahyaya fazladan bir kap yemek!" der.

***

Köyün ağası, güzel bir günün sabahında çiftliğin bahçesinde yalnız başına dolaşırken kahya gözüne ilişir ve ona doğru yaklaşarır.

Ağa, “Kahya efendi, merak ettim; bende de bir sıkıntı var mı acaba?” der.

Kahya da yine “Asluhû nesluhû Ağam!” der.

Ağa, merakla “Bende de mi?” der ve hemen son demlerini yaşayan anasının yanına koşar.

Ağa, anasının eline sarılır ve “Anacığım, inan sana kırılıp küsmem, kızmam da. Bende bir sıkıntı var mı? Benim babam kimdir?” diye sorar.

Ağanın anası, oğlunun yüzüne bakar, biraz durur; sıkıla sıkıla başlar anlatmaya:

“Oğul, babanla evlendiğimizde baban çok yaşlıydı. ben daha 17-18 yaşlarında genç, güzel bir kadındım. Gençliğimin duygularına kapılıp bir hata ettim. Sen, bizim çiftliğin aşçısının oğlusun.” der.

Gerçeği öğrenen ağa, kahyaya seslenir:

“Ey olayların perde arkasından bizlere sırlar sunan değerli insan! Tay ve hindinin durumlarına vakıf oldun, anladık da benim durumumu nasıl anladın? Bu nasıl bir bilgeliktir? Söyle bakalım bana!” der.

Kahya da “Ey köyümüzün, obamızın ağası! Bunu anlamaktan daha kolay ne var? Benim bildiğim ağalar, ödül verirken ‘verin bir kese altın!’ der. Siz ise ‘Verin fazladan bir kap yemek!’ diyorsunuz.

Ağa, adamlarına seslenir:

“Verin kahyaya fazladan bir kap yemek!”

Evet, asalet önemlidir. Nesiller aslına çeker. “Asil, azmaz; bal, kokmaz. Kokarsa yağ kokar; onun da aslı ayrandır.” demiş atalarımız. Ağa için “Otu çek, köküne bak!” sözü, “cuk” oturuyorsa da diğer örnekler için eğitimin önemine işaret etmek gerekir. Ancak, “Soysuza silah vermişler, çekip babasını vurmuş.” sözü de boşuna söylenmemiştir.

Çevremize ve çevremizdekilere bir de bu açıdan bakalım, ne ilginçlikler göreceğiz!

Sözün Özü

İt eniğinden kurt olmaz!

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.