Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

ATATÜRK İÇİN YAS

Değerli dostlar, iki gün sonra 10 Kasım, Ulu önder, büyük insan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 85. yılı. Bu hafta boyunca Ulu önderimizi rahmetle, şükranla, saygıyla ve sevgiyle anacağız; anmakla kalmayacakğız, anlayacağız. O, geçekten anlaşılması ve ortaya koyduğu ilkelerinin yaşatılması gereken gerçek bir lider, güvenilir bir yol başçısı, güçlü bir asker, çok zeki ve öngörülü devlet adamı. Tüm bu özellikleriyle anlaşılması gereken gerçek bir lider. *** Bu hafta  sizlere seksen beş yıl önce, bir başkomutan, bir lider, bir önder ve daha da önemlisi bir devlet adamı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e sağ iken vefat ettiği zaman cenaze töreninde ve dahası vefatından sonra bile dünya ülkeleri liderlerinin minnet duyup saygı gösterdiği, hayranlık duyduğu o büyük insanın aziz hatırasına saygı gösterip değer verdiği çok ilginç bir anıyı, çok farklı bir gözlemi aktaracağım. CENAZE TÖRENİNDE TÜM TEZATLAR SUSMUŞTU Ankara'da cenaze töreni Ankara, 21 Kasım 1938… Atatürk'ün cenazesi onun son zaferi oldu. Cenaze töreninde tüm tezatlar susmuştu. Türk ve Alman askerleri naaşının arkasında yürüyorlardı. Stalin ve Hitler'in temsilcileri aynı sıradaydı. Valencia ve Franco, çelenk göndermişlerdi. Naaşının önünde faşistler, demokratlar ve komünistler eğildiler. Türk halkının her kesimi ağlıyordu . Fakir ve zengin, alt ve üst arasında hiç bir fark yoktu. Ankara bugün dünyanın şimdiye kadar gördüğü en etkileyici cenaze törenine tanıklık ediyordu. HER DİLDE KOMUTLAR YÜKSELİYORDU Tören, bir süvari bölüğü tarafından açıldı. Onların arkasından bir topçu bölüğü ile ellerinde bayraklarla ve bando ile Cumhuriyet Muhafızları geliyordu. Sonra askeri okulların öğrencileri ve alfabetik sırayla önce Almanlar olmak üzere Bulgarlar, İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, Romenler, Ruslar ve sonunda Yugoslavlar’dan oluşan birlikler yer alıyordu. Her dilde komutlar yükseliyordu. Almanca komutu Farsça komut, Yunanca komutu Rusça komut takip ediyordu. Ruslar Karadeniz filosunun bir müfrezesini göndermişlerdi. Çelik miğferli ve SS üniforması içindeki Baron v. Neurath, kolu yukarıda, Prusya tören yürüyüşüyle geçen Alman denizciler birliğini selamlıyordu. Yabancı birlikleri Türk denizcileri izledi. *** Bando, Chopin'in cenaze marşını çalıyordu. Onların arkasından büyük ölünün naaşını taşıyan top arabası geliyordu. Top arabasının her iki tarafında kılıçlarını çekmiş on iki general yürüyordu. Mütevazı giyimli yaşlı bir kadın, tek aile üyesi olarak Atatürk’ün kız kardeşi, eşinin kolundaydı. Onları, yasanın öngördüğü biçimde yalnız olarak cumhuriyetin yeni başkanı İsmet İnönü izliyordu. Onun arkasında tek sıra halinde millet meclisi başkanı, başbakan ve Türk ordusunun genel kurmay başkanı geliyordu. Yabancı özel misyonların renkli üniformaları harika bir görüntü oluşturuyordu. *** Dünyanın tüm ülkeleri temsil ediliyordu. İtalyan heyetine eski Milletler Cemiyeti delegesi Baron Aloisi, Fransız heyetine İçişleri Bakanı Sarraut, Yunanistan heyetine ise Başbakan Metaksas başkanlık ediyordu. Onların arkasından Türk hükümeti üyeleri, milletvekilleri, devlet memurları ve subaylar geliyordu. Bir bölük piyade ile görkemli cenaze alayı son buluyordu. Cenaze alayı saat on ikide, Atatürk’ün şanına yaraşır bir Anıtkabir yapılıncaya kadar geçici istirahatgahı olan Etnografya Müzesine ulaştı. *** Yaşamında imkansızı mümkün kılmış olan Mustafa Kemal Atatürk, ölümünde de aynı şeyi yaptı. Onun naaşının arkasında ilk defa birbirleri ile savaşan İspanyol Cumhuriyet hükümetinin temsilcileri ile Franco’nun resmi olmayan askeri yöneticilerinin temsilcileri yürüyorlardı. Müzenin önüne gelindiğinde tabut generaller tarafından top arabasından alınarak salona taşındı. Orada, Cumhurbaşkanı ve Atatürk'ün kızkardeşinin yanı sıra yüksek yetkililer toplanmıştı. Üç dakikalık saygı duruşunda salona sessizlik hakimdi. Hiç konuşulmadı ve hiç bir tören düzenlenmedi. Cumhurbaşkanının müzeyi terk etmesiyle resmi cenaze töreni tamamlandı. ASKERLER GÖZYAŞLARINI TUTAMADILAR Dünyanın her yanından çelenkler gönderilmişti. Türk gazetelerinin tahminlerine göre bunların sayısı yirmi bini buluyordu. Bunları Ankara’ya getirmek için sekiz vagon gerekmişti. Müze içinde naaşın her iki tarafına yalnızca devlet başkanlarının gönderdikleri çelenkler konuldu. Diğer çelenkler, yaşamı sırasında kendisi için yapılan anıtlarda yerlerini aldılar. Tören sırasında bazı ufak olaylar da yaşandı. Yunanistan Başbakanı General Metaksas bayıldı ve subayları tarafından cenaze alayından çıkarılmak zorunda kaldı. Türkiye'de, 10 Aralık’a kadar ulusal yas tutulacak. Tüm okullar sekiz gün daha kapalı. Anıtların önünde meşaleler yanıyor ve halk önderinin heykellerini izliyor. Yas, yalnızca devlet başkanı için değil, aynı zamanda cumhuriyetin kurucusu ve biçim vereni için de. Atatürk’ün naaşını taşıyan top arabası geçerken askerler gözyaşlarını tutamadılar; aynı imparatorluk muhafızlarının Napolyon’la vedalaşırken ağladıkları gibi. *** Evet değerli dostlar, Atatürk hayranı araştırmacı bir yurttaşımızn yıllar önce bir internet müzayedesinden aldığı 1929 baskılı D. von Mikusch'un “GASI MUSTAFA KEMAL” kitabının arasından çıkan 1938 yılına ait yani sonradan kesilip konmuş bir gazete kupürü çıkmış. O kupür, Atatürk'ün cenaze törenini takip eden bir Alman gazetecinin haberi. Gazetecinin yazdıkları oldukça etkileyici. Okuması zor gotik yazılı bu Almanca metni Türkçe'ye çevirmiş. Ben de siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim. Sözün Özü: Bir insan değerinin en belirli ölçüsü, kendi alanındaki üstünlüğünü dostuna düşmanına kabul ettirebilmesidir. İşte Atatürk, bu yüceliğe ermiş dâhilerden biridir. W. Somerset MAUGHAM, İngiltere  
Ekleme Tarihi: 07 Kasım 2023 - Salı
Mustafa ATALAY

ATATÜRK İÇİN YAS

Değerli dostlar, iki gün sonra 10 Kasım, Ulu önder, büyük insan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün aramızdan ayrılışının 85. yılı. Bu hafta boyunca Ulu önderimizi rahmetle, şükranla, saygıyla ve sevgiyle anacağız; anmakla kalmayacakğız, anlayacağız. O, geçekten anlaşılması ve ortaya koyduğu ilkelerinin yaşatılması gereken gerçek bir lider, güvenilir bir yol başçısı, güçlü bir asker, çok zeki ve öngörülü devlet adamı. Tüm bu özellikleriyle anlaşılması gereken gerçek bir lider.

***

Bu hafta  sizlere seksen beş yıl önce, bir başkomutan, bir lider, bir önder ve daha da önemlisi bir devlet adamı olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e sağ iken vefat ettiği zaman cenaze töreninde ve dahası vefatından sonra bile dünya ülkeleri liderlerinin minnet duyup saygı gösterdiği, hayranlık duyduğu o büyük insanın aziz hatırasına saygı gösterip değer verdiği çok ilginç bir anıyı, çok farklı bir gözlemi aktaracağım.

CENAZE TÖRENİNDE TÜM TEZATLAR SUSMUŞTU

Ankara'da cenaze töreni Ankara, 21 Kasım 1938… Atatürk'ün cenazesi onun son zaferi oldu. Cenaze töreninde tüm tezatlar susmuştu. Türk ve Alman askerleri naaşının arkasında yürüyorlardı. Stalin ve Hitler'in temsilcileri aynı sıradaydı. Valencia ve Franco, çelenk göndermişlerdi. Naaşının önünde faşistler, demokratlar ve komünistler eğildiler. Türk halkının her kesimi ağlıyordu . Fakir ve zengin, alt ve üst arasında hiç bir fark yoktu. Ankara bugün dünyanın şimdiye kadar gördüğü en etkileyici cenaze törenine tanıklık ediyordu.

HER DİLDE KOMUTLAR YÜKSELİYORDU

Tören, bir süvari bölüğü tarafından açıldı. Onların arkasından bir topçu bölüğü ile ellerinde bayraklarla ve bando ile Cumhuriyet Muhafızları geliyordu. Sonra askeri okulların öğrencileri ve alfabetik sırayla önce Almanlar olmak üzere Bulgarlar, İngilizler, Fransızlar, Yunanlılar, Romenler, Ruslar ve sonunda Yugoslavlar’dan oluşan birlikler yer alıyordu. Her dilde komutlar yükseliyordu. Almanca komutu Farsça komut, Yunanca komutu Rusça komut takip ediyordu. Ruslar Karadeniz filosunun bir müfrezesini göndermişlerdi. Çelik miğferli ve SS üniforması içindeki Baron v. Neurath, kolu yukarıda, Prusya tören yürüyüşüyle geçen Alman denizciler birliğini selamlıyordu. Yabancı birlikleri Türk denizcileri izledi.

***

Bando, Chopin'in cenaze marşını çalıyordu. Onların arkasından büyük ölünün naaşını taşıyan top arabası geliyordu. Top arabasının her iki tarafında kılıçlarını çekmiş on iki general yürüyordu. Mütevazı giyimli yaşlı bir kadın, tek aile üyesi olarak Atatürk’ün kız kardeşi, eşinin kolundaydı. Onları, yasanın öngördüğü biçimde yalnız olarak cumhuriyetin yeni başkanı İsmet İnönü izliyordu. Onun arkasında tek sıra halinde millet meclisi başkanı, başbakan ve Türk ordusunun genel kurmay başkanı geliyordu. Yabancı özel misyonların renkli üniformaları harika bir görüntü oluşturuyordu.

***

Dünyanın tüm ülkeleri temsil ediliyordu. İtalyan heyetine eski Milletler Cemiyeti delegesi Baron Aloisi, Fransız heyetine İçişleri Bakanı Sarraut, Yunanistan heyetine ise Başbakan Metaksas başkanlık ediyordu. Onların arkasından Türk hükümeti üyeleri, milletvekilleri, devlet memurları ve subaylar geliyordu. Bir bölük piyade ile görkemli cenaze alayı son buluyordu. Cenaze alayı saat on ikide, Atatürk’ün şanına yaraşır bir Anıtkabir yapılıncaya kadar geçici istirahatgahı olan Etnografya Müzesine ulaştı.

***

Yaşamında imkansızı mümkün kılmış olan Mustafa Kemal Atatürk, ölümünde de aynı şeyi yaptı. Onun naaşının arkasında ilk defa birbirleri ile savaşan İspanyol Cumhuriyet hükümetinin temsilcileri ile Franco’nun resmi olmayan askeri yöneticilerinin temsilcileri yürüyorlardı. Müzenin önüne gelindiğinde tabut generaller tarafından top arabasından alınarak salona taşındı. Orada, Cumhurbaşkanı ve Atatürk'ün kızkardeşinin yanı sıra yüksek yetkililer toplanmıştı. Üç dakikalık saygı duruşunda salona sessizlik hakimdi. Hiç konuşulmadı ve hiç bir tören düzenlenmedi. Cumhurbaşkanının müzeyi terk etmesiyle resmi cenaze töreni tamamlandı.

ASKERLER GÖZYAŞLARINI TUTAMADILAR

Dünyanın her yanından çelenkler gönderilmişti. Türk gazetelerinin tahminlerine göre bunların sayısı yirmi bini buluyordu. Bunları Ankara’ya getirmek için sekiz vagon gerekmişti. Müze içinde naaşın her iki tarafına yalnızca devlet başkanlarının gönderdikleri çelenkler konuldu. Diğer çelenkler, yaşamı sırasında kendisi için yapılan anıtlarda yerlerini aldılar. Tören sırasında bazı ufak olaylar da yaşandı. Yunanistan Başbakanı General Metaksas bayıldı ve subayları tarafından cenaze alayından çıkarılmak zorunda kaldı. Türkiye'de, 10 Aralık’a kadar ulusal yas tutulacak. Tüm okullar sekiz gün daha kapalı. Anıtların önünde meşaleler yanıyor ve halk önderinin heykellerini izliyor. Yas, yalnızca devlet başkanı için değil, aynı zamanda cumhuriyetin kurucusu ve biçim vereni için de. Atatürk’ün naaşını taşıyan top arabası geçerken askerler gözyaşlarını tutamadılar; aynı imparatorluk muhafızlarının Napolyon’la vedalaşırken ağladıkları gibi.

***

Evet değerli dostlar, Atatürk hayranı araştırmacı bir yurttaşımızn yıllar önce bir internet müzayedesinden aldığı 1929 baskılı D. von Mikusch'un “GASI MUSTAFA KEMAL” kitabının arasından çıkan 1938 yılına ait yani sonradan kesilip konmuş bir gazete kupürü çıkmış. O kupür, Atatürk'ün cenaze törenini takip eden bir Alman gazetecinin haberi. Gazetecinin yazdıkları oldukça etkileyici. Okuması zor gotik yazılı bu Almanca metni Türkçe'ye çevirmiş. Ben de siz değerli okuyucularımla paylaşmak istedim.

Sözün Özü:

Bir insan değerinin en belirli ölçüsü, kendi alanındaki üstünlüğünü dostuna düşmanına kabul ettirebilmesidir. İşte Atatürk, bu yüceliğe ermiş dâhilerden biridir. W. Somerset MAUGHAM, İngiltere

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.