Değerli dostlar, geçtiğimiz günlerde basına yansıyan ilginç bir gelişmenin haberini aldık. Milli Eğitim Bakanlığı, uydurma ve suç isnadı ile yapılan CİMER/MEBİM şikayetlerine karşı harekete geçti. “Asılsız şikayette bulunanlara karşı adli süreç başlatılacağı”nı duyurdu. Evet, haber böyle. Ama geç kalınmış bir uygulama.
***
Basında yer alan habere göre Milli Eğitim Bakanlığı, eğitim çalışanlarını hedef alan kötü niyetli ve dayanaksız şikayetlere karşı harekete geçiyor. 29 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan resmi yazıda, “Öğretmenlerin ve okul yöneticilerinin baskı, tehdit ve iftiradan korunması için 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun ilgili maddelerinin tavizsiz uygulanacağı” belirtiliyor.
***
İlgili yazıda 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 25. Maddesi ilgi tutularak memurlar hakkında yapılan ihbar ve şikayetlerin asılsız olduğunun anlaşılması durumunda, merkezde en büyük amirin, illerde ise valilerin, iftirada bulunanlar hakkında kamu davası açılmasını, Cumhuriyet Savcılığından istemesinin zorunlu olduğu, belirtiliyor. Bu gelişmelerden sonra sosyal medyada çokça paylaşılan ve oldukça ilgi gören CİMER şikayetlerini sizlerle paylaşmak istiyorum.
***
- “Dün gece saat 23.30’da ödevle ilgili soru sordum. Hocahanım, çevimiçi olduğu halde cevap vermedi. Görüldü attı. Bizimle ilgilenmeyecekse neden bu grupta?”
- “Hoca, kırmızı kalemle hata tüzeltiyormuş. Kırmızı renk, şiddeti ve kanı çağrıştırıyor. Çocuğumun bilinçaltına saldırı var. Yeşil kalem kullansın. Doğayı sevsin.”
- “Öğretmen, instagram hesabında lüks restoranda yemek yerken fotograf paylaşmış. Sınıfta durumu olmayan fakir fukara öğrencisi var. Canı çeken çocukları hiç mi düşünmüyor? Bu ne görgüsüzlük!”
- “Hocanın arabası çok eski ve kirli. Okulun önünde duruyor. Çocuğum vizyonsuz yetişecek diye korkuyorum. Öğretmen dediğin örnek olur.”
- “Öğretmen bey diğer velilerin mesajlarına kalp emojisi ataken benim mesajıma yalnızca başpamak atmış. Benim çocuğumu daha az mı seviyor? Bu emoji ayrımcılığına bir son verilsin, puanı kırılsın.”
- “Hoca hiç ödev vermiyor. Çocuk evde bütün akşam tabletle oynuyor. Boş bırakıyor çocukları, işini yapmıyor maaşını hak etmiyor.”
- “Ödevlerden başımızı kaldıramıyoruz. Akşam ailece bir dizi izleyemez olduk. Kendi anlatması gereken konuları ödev diye bize yıkıyor. Biz evde öğretmenlik yapıyoruz.”
- “Yılsonu gösterisinde benim kızıma ağaç rolü vermişler. Benim kızım sınıfın en güzeli. Neden başrol değil? Öğretmen taraflı davranıyor.”
- “Çocuğum kalemini açarken çöpü yere dökülmüş. Hoca da kendin topla demiş. Benim çocuğum, elin çöpünü mü toplayacak? Çocuğumu temizlikçi olarak mı kullanıyorsunuz? Şikayetçiyim.”
- “Bugün kapıda gördüm, öğretmenin suratı asıktı. Hiç gülmüyordu. Çocuğum, öğretmenim beni sevmiyor, diye ağlayarak eve geldi. Çocuğun okul şevkini kırdığı için şikayetçiyim.”
- “Öğretmen, sınıfta gürültü olunca düdük çalmış. Benim çocuğumun kulakkları çok hassas. Eve geldiğinde kulağım çınlıyor, dedi. Resmen sınıfta gürültü şiddeti uygulanıyor.”
- “Öğretmen sınıftaki saksıyı benim oğluma sulatıyormuş. Ben, çocuğumu oraya bahçıvan olsun, diye mi gönderiyorum. Kendi çiçeğini kendi sulasın. Çocuğuma angarya iş yaptırılmasın.”
- “Sayın yetkili! Nöbetçi öğretmen, kantinde sucuklu tost yemiş. Benim çocuğum o sırada elma yiyordu, sucuk kokusunu alınca morali bozulmuş. ‘Ben neden elma yiyorum?’ diye ağlayarak eve geldi. Öğretmenin çocukların önünde iştah açıcı şeyler yemesi yasaklansın. Gerekirse kantine girmesin.”
- “Çocuğun çantasına hergün nutella koyuyorum. Hoca, sağlıklı beslen, demiş. Sen kimsin de benim çocuğumun şekerine karışıyorsun? Parasını sen mi veriyorsun? Beslenme çantası mahremdir.”
- “Öğretmen hanım profil fotoğrafına çiçek koymuş. Biz onun yüzünü görmek istiyoruz. Çiçek ne alaka? Kendini mi saklıyor? Bir vukuatı mı var? Araştırılsın.”
- “Öğretmenin evinde kedi beslediğini öğrendik. Benim çocuğumun kediye alerjisi var. Öğretmenin üzerindeki görünmez kıl ve pırtılar sınıfa geliyormuş. Çocuk hapşırıyor. Ya kediyi atsın ya da başka okula tayin olsun.”
***
Evet değerli dostlar, sosyal medyada çokça paylaşılan örneklerden bazıları. Bakanlığın aldığı bu yeni karar, yukarıda örnekleri verilen böyle abuk sabuk şikayetlerin önüne geçebilecek mi? Bekleyip göreceğiz.
Sözün Özü:
Velilerin saygı göstermediği öğretmene öğrenci hiç saygı duymaz. Kitap Yüzü