Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

DEĞER BİLMEK

Değerli dostlar, bu haftaki yazımızda yine sosyal medyada rastladığım çok anlamlı ve değerli bulduğum önemli bir öyküyü aktarmak istiyorum. Öykümüz şöyle: Genç bir adam, büyük bir şirkette önemli bir pozisyon için iş başvurusuna gider. İlk görüşme başarılı geçer. Final görüşmesi için genel müdürle görüşmesi gerekmektedir. Son görüşme için buluşma zamanı gelir. Genel müdür, genç adamın CV'sini inceler ve CV’nin mükemmel olduğunu söyledikten sona genç adama, “Okurken hiç burs aldın mı?” diye sorar. Genç adam, “hayır” der.   ***   Genel müdür, sorularını, “Okul masraflarını baban mı ödedi?” diyerek sürdürür. Genç adam da “Evet” diye cevap verir. Genel müdür, “Baban ne iş yapıyor, nerede çalışıyor?” der. Genç adam rahatlıkla, “Babam demircidir, demir işi yapıyor.” diye cevaplar. Bu cevap karşısında genel müdür, genç adamdan ellerini göstermesini ister. Genç adam, genel müdüre bir çift yumuşak ve pürüzsüz ellerini gösterir. Genel müdür, genç adamın o yumuşacık ellerini görünce “Babana işinde hiç yardım ettin mi?” diye sorar. Genç adam, “Hayır, hiç etmedim! Ailem her zaman daha çok kitap okumamı ve çalışmamı istedi. Ayrıca bu görevleri babam, benden daha iyi yapabilir.” diye karşılık verir.   ***   Genel müdür, genç adama, “Senden bir ricam var. Bugün eve gittiğinde babanın ellerini tut ve yıka, sonra yarın sabah beni görmeye gel.” der. Genç adam, işe alınma şansının yüksek olduğunu düşünerek eve gider. Eve girince doğru babasının yanına gider, babasının ellerinden tutarak babasından ellerini yıkamasına izin vermesini ister. Genç adamın babası, bu garip ama mutlu ve karmaşık duygular içinde ellerini oğluna gösterir. Sonra da ellerini yıkamasına izin verir. Genç adam, babasının ellerini ilk kez yakından görmenin şaşkınlığı içinde onları yavaş yavaş yıkar. Babasının ellerinin bu kadar buruşuk olduğunu, ellerinin her yerinde yara izleri olduğunu fark eder. Ellerindeki bazı morluklar o kadar acı vericidir ki oraya dokunduğunda derisinin titrediğini hisseder.   ***   Genç adam, yıllardır nasıl okuduğunu, harcadığı paraların nasıl kazanıldığını, borçların nasıl ödendiğini anlar ve onun için her gün çalışan bu bir çift elin ne anlama geldiğini daha iyi fark eder. Babasının ellerindeki morlukların eğitimi, okul etkinlikleri ve geleceği için ödemek zorunda kaldığı bedeli olduğunu anlar. Genç adam, babasının ellerini yıkadıktan sonra sessizce ortalığı toparlar. O gece baba ve oğul, uzun uzun konuşurlar. Ertesi sabah genç adam, genel müdürün odasına gider.   ***   Genel müdür, genç adamın gözlerindeki yaşı fark eder ve merakla sorar: “Dün eve gidince neler yaptığını ve neler öğrendiğini söyleyebilir misin?” Genç adam şöyle cevap verir:  “Babamın ellerini tuttum ve onları yıkadım. Ortalığı toparlayıp düzenledim. Şimdi değer vermenin, tanımanın ne olduğunu daha iyi biliyorum. Ailem olmasaydı bugün olduğum kişi olamazdım. Babama yardım ederek kendi başıma bir şeyler yapmanın ne kadar zor olduğunu şimdi anlıyorum. Aileye yardım etmenin önemini ve değerini takdir etmeye geldim.” Genel müdür, “Bu, benim çalışanlarımda aradığım şey. Başkalarının yardımlarını takdir edebilecek birisini işe almak istiyorum, başkalarının acılarını bilen ve hayattaki tek hedefi para olmayan! İşe alındın.” der.   ***   Şimdi bu öyküden çıkarılacak önemli dersler var. Korunmuş ve genellikle istediği her şey verilen bir çocuk, “haklıyım” anlayışı içinde olur ve her zaman kendini önceliklendirir. Bu tür çocuklar, anne babalarının çabalarını bile görmezden gelerek her şeyin kendilerinin hakkı olduğunu düşünür.   İŞİN UCUNDAN TUTMALARINI ÖĞRETMELİYİZ   Çocuklarımızla büyük ve güzel bir evde yaşayabilir, iyi ve güzel yemekler yiyebilir, en güzel televizyonda istediğimizi izleyebiliriz. Ama yemek masasını hazırlarken ve masayı toparlarken, odanın yayıntısını, eşyaları toplarken, balkonu veya yerleri yıkarken, evi süpürürken, küçük çaplı onarım işlerini yaparken yardım etmelerini sağlamalıyız. Yani eskilerin deyimiyle işin ucundan tutmalarını öğretmeliyiz.     SEVGİ Mİ GÖSTERİYORUZ YOKSA ÇOCUKLARIMIZI MI MAHVEDİYORUZ?   En önemlisi çocuğumuzun çabayı takdir etmeyi öğrenmesi, her türlü zorluk deneyimini yaşaması ve başkalarıyla bir şeyleri yapabilme becerisini öğrenmesi gerekiyor. Şöyle bir soru ile bitirelim: Biz, iyi bir koruyucu anne babalar isek gerçekten sevgi mi gösteriyoruz yoksa çocuklarımızı mı mahvediyoruz? Sözün Özü: Bize değer kazandıran şeyler, yaptığımız işlerdir. G. Bangraft  
Ekleme Tarihi: 23 Mayıs 2023 - Salı
Mustafa ATALAY

DEĞER BİLMEK

Değerli dostlar, bu haftaki yazımızda yine sosyal medyada rastladığım çok anlamlı ve değerli bulduğum önemli bir öyküyü aktarmak istiyorum. Öykümüz şöyle: Genç bir adam, büyük bir şirkette önemli bir pozisyon için iş başvurusuna gider. İlk görüşme başarılı geçer. Final görüşmesi için genel müdürle görüşmesi gerekmektedir. Son görüşme için buluşma zamanı gelir. Genel müdür, genç adamın CV'sini inceler ve CV’nin mükemmel olduğunu söyledikten sona genç adama, “Okurken hiç burs aldın mı?” diye sorar. Genç adam, “hayır” der.

 

***

 

Genel müdür, sorularını, “Okul masraflarını baban mı ödedi?” diyerek sürdürür. Genç adam da “Evet” diye cevap verir. Genel müdür, “Baban ne iş yapıyor, nerede çalışıyor?” der. Genç adam rahatlıkla, “Babam demircidir, demir işi yapıyor.” diye cevaplar. Bu cevap karşısında genel müdür, genç adamdan ellerini göstermesini ister. Genç adam, genel müdüre bir çift yumuşak ve pürüzsüz ellerini gösterir. Genel müdür, genç adamın o yumuşacık ellerini görünce “Babana işinde hiç yardım ettin mi?” diye sorar. Genç adam, “Hayır, hiç etmedim! Ailem her zaman daha çok kitap okumamı ve çalışmamı istedi. Ayrıca bu görevleri babam, benden daha iyi yapabilir.” diye karşılık verir.

 

***

 

Genel müdür, genç adama, “Senden bir ricam var. Bugün eve gittiğinde babanın ellerini tut ve yıka, sonra yarın sabah beni görmeye gel.” der. Genç adam, işe alınma şansının yüksek olduğunu düşünerek eve gider. Eve girince doğru babasının yanına gider, babasının ellerinden tutarak babasından ellerini yıkamasına izin vermesini ister. Genç adamın babası, bu garip ama mutlu ve karmaşık duygular içinde ellerini oğluna gösterir. Sonra da ellerini yıkamasına izin verir. Genç adam, babasının ellerini ilk kez yakından görmenin şaşkınlığı içinde onları yavaş yavaş yıkar. Babasının ellerinin bu kadar buruşuk olduğunu, ellerinin her yerinde yara izleri olduğunu fark eder. Ellerindeki bazı morluklar o kadar acı vericidir ki oraya dokunduğunda derisinin titrediğini hisseder.

 

***

 

Genç adam, yıllardır nasıl okuduğunu, harcadığı paraların nasıl kazanıldığını, borçların nasıl ödendiğini anlar ve onun için her gün çalışan bu bir çift elin ne anlama geldiğini daha iyi fark eder. Babasının ellerindeki morlukların eğitimi, okul etkinlikleri ve geleceği için ödemek zorunda kaldığı bedeli olduğunu anlar. Genç adam, babasının ellerini yıkadıktan sonra sessizce ortalığı toparlar. O gece baba ve oğul, uzun uzun konuşurlar. Ertesi sabah genç adam, genel müdürün odasına gider.

 

***

 

Genel müdür, genç adamın gözlerindeki yaşı fark eder ve merakla sorar:

“Dün eve gidince neler yaptığını ve neler öğrendiğini söyleyebilir misin?”

Genç adam şöyle cevap verir: 

“Babamın ellerini tuttum ve onları yıkadım. Ortalığı toparlayıp düzenledim. Şimdi değer vermenin, tanımanın ne olduğunu daha iyi biliyorum. Ailem olmasaydı bugün olduğum kişi olamazdım. Babama yardım ederek kendi başıma bir şeyler yapmanın ne kadar zor olduğunu şimdi anlıyorum. Aileye yardım etmenin önemini ve değerini takdir etmeye geldim.”

Genel müdür, “Bu, benim çalışanlarımda aradığım şey. Başkalarının yardımlarını takdir edebilecek birisini işe almak istiyorum, başkalarının acılarını bilen ve hayattaki tek hedefi para olmayan! İşe alındın.” der.

 

***

 

Şimdi bu öyküden çıkarılacak önemli dersler var. Korunmuş ve genellikle istediği her şey verilen bir çocuk, “haklıyım” anlayışı içinde olur ve her zaman kendini önceliklendirir. Bu tür çocuklar, anne babalarının çabalarını bile görmezden gelerek her şeyin kendilerinin hakkı olduğunu düşünür.

 

İŞİN UCUNDAN TUTMALARINI ÖĞRETMELİYİZ

 

Çocuklarımızla büyük ve güzel bir evde yaşayabilir, iyi ve güzel yemekler yiyebilir, en güzel televizyonda istediğimizi izleyebiliriz. Ama yemek masasını hazırlarken ve masayı toparlarken, odanın yayıntısını, eşyaları toplarken, balkonu veya yerleri yıkarken, evi süpürürken, küçük çaplı onarım işlerini yaparken yardım etmelerini sağlamalıyız. Yani eskilerin deyimiyle işin ucundan tutmalarını öğretmeliyiz.  

 

SEVGİ Mİ GÖSTERİYORUZ YOKSA ÇOCUKLARIMIZI MI MAHVEDİYORUZ?

 

En önemlisi çocuğumuzun çabayı takdir etmeyi öğrenmesi, her türlü zorluk deneyimini yaşaması ve başkalarıyla bir şeyleri yapabilme becerisini öğrenmesi gerekiyor. Şöyle bir soru ile bitirelim: Biz, iyi bir koruyucu anne babalar isek gerçekten sevgi mi gösteriyoruz yoksa çocuklarımızı mı mahvediyoruz?

Sözün Özü:

Bize değer kazandıran şeyler, yaptığımız işlerdir. G. Bangraft

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.