Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

EĞİTİM ÖĞRETİM DEDİK

Değerli dostlar, bu hafta 2021-2022 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi başladı. Tüm eğitimcilerimize, öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize verimli, başarılı, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim öğretim dönemi diliyorum. Bu haftaki yazımız da geçen hafta işlediğimiz “eğitim ve öğretim” konusu ile devamı edecek. Geçen haftaki yazımda, eğitim ile öğretim kavramlarının karıştırıldığını, birbirlerinin yerine kullanıldığını, hatta öğretim yerine bile eğitim kavramının kullanıldığını vurgulamaya çalıştım. Yine çok kez karşılaştığımız yanlış anlamalardan biri de “oku denilince okula gitmek, okul bitirmek, diploma almak” akla geliyor; ama aslında öyle değil. Tüm yaşamımız boyunca okumak zorundayız. Kendimizi geliştirmek için, çevremizi geliştirmek için, toplumu geliştirmek için, ülkeyi geliştirmek ve kalkındırmak için okumalıyız. Yaşamı okumalıyız, kendimizi okumalıyız, olayları okumalıyız, yaşananları okumalıyız. *** Değerli okuyucular, yeri gelmişken ilginç bir öykücüğü, sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir defasında hocama dedim ki “Bir kitap okudum, ama zihnimde kitaptan hiçbir şey kalmadı.” Hocam bana, bir meyve uzattı ve şöyle dedi: “Bunu ağzında çiğneyip ye.” Ben, meyveyi yedikten sonra hocam: “Şimdi sen büyüdün mü?” dedi. Ben de “Hayır!” dedim. Hocam, şöyle dedi: “Büyümedin, ama o meyve vücuduna dağıldı; et oldu, kemik oldu, sinir oldu, deri oldu, tırnak oldu, hücre oldu vb. oldu.” Anladım ki okuduğum kitap da öyle dağılıyor. Bir bölümü, söz dağarcığımı zenginleştiriyor; bir bölümü, bilgimi ve kültürümü artırıyor; bir bölümü, görgümü ve davranışlarımı güzelleştiriyor; bir bölümü, kişiliğimi ve karakterimi geliştiriyor; bir bölümü de yazma ve konuşma becerilerime incelik katıyor... Her ne kadar ben hissetmesem de. İşte eğitim, budur. Öğrendiklerimizin ve edindiklerimizin bizde kişilik, karakter ve davranış olarak kalanıdır. *** Eğitim sistemi ve okul, çocuğu hayata hazırlamalıdır. İyi bir eğitim sistemi, sorumluluk sahibi, görev ve iş bilinci olan, kendine, ailesine, çevresine, ülkesine yararlı iyi insanlar ve yurttaşlar yetiştirme anlayışıyla bağdaşmalıdır. Yeter ki diploma sahibi olsun, mantığıyla gidildiği sürece varacağımız yer ya uçurumdur ya da bataklık! Avrupa Birliğine girilecek veya uyum sağlanacak diye hak eden etmeyen herkese diploma, ehliyet, bilmem ne belgesi veya sertifikası verilirse kağıt üzerinde çok gelişmiş olunabilir; ama PISA (Program for International Student Assessment – Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı), PIRLS (Progress in International Reading Literacy Study – Uluslararası Okuma Becerilerinde Gelişim Projesi) IMSS (International Mathematics and Science Study – Uluslararası Matematik ve Fen Başarısını Belirleme Programı) gibi gerçek anlamda eğitim ölçeklerinde sonuncu olmaktan başka bir işe yaramaz. Değerli dostlar, yazıyı çok uzatmak istemiyorum. İlginç bulduğum bir alıntıyı daha paylaşıp bitireyim. O ilginç alıntı şöyle. Yedi yaşındaki bir çocuğun zekasını taşıyan ve birbirlerinden öğrenme yeteneğine sahip “Yeni Kaledonya Kargaları”nı, İsveç'te bir şirket işe almış. Kargaların işi, sokaklara atılan izmaritleri toplamakmış. Önemli derecede tasarruf sağlayan bu iş karşılığında yetkililer de kargaların karınlarını doyurarak onları ödüllendiriyormuş. Yetkililer, “Kargalara sigara izmaritlerini toplamayı öğretebiliriz; ancak insanlara izmaritlerini yere atmamayı öğretemiyoruz.” demiş. İlginç değil mi? Bence de… Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın. Sözün Özü Hiç aklından çıkarma genç adam. Öğretmen, kapıyı açar, içeriye kendin girersin. Chen Hai Yang
Ekleme Tarihi: 09 Şubat 2022 - Çarşamba
Mustafa ATALAY

EĞİTİM ÖĞRETİM DEDİK

Değerli dostlar, bu hafta 2021-2022 eğitim öğretim yılının ikinci dönemi başladı. Tüm eğitimcilerimize, öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve velilerimize verimli, başarılı, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim öğretim dönemi diliyorum.

Bu haftaki yazımız da geçen hafta işlediğimiz “eğitim ve öğretim” konusu ile devamı edecek.

Geçen haftaki yazımda, eğitim ile öğretim kavramlarının karıştırıldığını, birbirlerinin yerine kullanıldığını, hatta öğretim yerine bile eğitim kavramının kullanıldığını vurgulamaya çalıştım.

Yine çok kez karşılaştığımız yanlış anlamalardan biri de “oku denilince okula gitmek, okul bitirmek, diploma almak” akla geliyor; ama aslında öyle değil. Tüm yaşamımız boyunca okumak zorundayız. Kendimizi geliştirmek için, çevremizi geliştirmek için, toplumu geliştirmek için, ülkeyi geliştirmek ve kalkındırmak için okumalıyız. Yaşamı okumalıyız, kendimizi okumalıyız, olayları okumalıyız, yaşananları okumalıyız.

***

Değerli okuyucular, yeri gelmişken ilginç bir öykücüğü, sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bir defasında hocama dedim ki “Bir kitap okudum, ama zihnimde kitaptan hiçbir şey kalmadı.”

Hocam bana, bir meyve uzattı ve şöyle dedi: “Bunu ağzında çiğneyip ye.”

Ben, meyveyi yedikten sonra hocam:

“Şimdi sen büyüdün mü?” dedi.

Ben de “Hayır!” dedim.

Hocam, şöyle dedi: “Büyümedin, ama o meyve vücuduna dağıldı; et oldu, kemik oldu, sinir oldu, deri oldu, tırnak oldu, hücre oldu vb. oldu.”

Anladım ki okuduğum kitap da öyle dağılıyor. Bir bölümü, söz dağarcığımı zenginleştiriyor; bir bölümü, bilgimi ve kültürümü artırıyor; bir bölümü, görgümü ve davranışlarımı güzelleştiriyor; bir bölümü, kişiliğimi ve karakterimi geliştiriyor; bir bölümü de yazma ve konuşma becerilerime incelik katıyor... Her ne kadar ben hissetmesem de.

İşte eğitim, budur. Öğrendiklerimizin ve edindiklerimizin bizde kişilik, karakter ve davranış olarak kalanıdır.

***

Eğitim sistemi ve okul, çocuğu hayata hazırlamalıdır.

İyi bir eğitim sistemi, sorumluluk sahibi, görev ve iş bilinci olan, kendine, ailesine, çevresine, ülkesine yararlı iyi insanlar ve yurttaşlar yetiştirme anlayışıyla bağdaşmalıdır. Yeter ki diploma sahibi olsun, mantığıyla gidildiği sürece varacağımız yer ya uçurumdur ya da bataklık!

Avrupa Birliğine girilecek veya uyum sağlanacak diye hak eden etmeyen herkese diploma, ehliyet, bilmem ne belgesi veya sertifikası verilirse kağıt üzerinde çok gelişmiş olunabilir; ama PISA (Program for International Student Assessment – Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı), PIRLS (Progress in International Reading Literacy Study – Uluslararası Okuma Becerilerinde Gelişim Projesi) IMSS (International Mathematics and Science Study – Uluslararası Matematik ve Fen Başarısını Belirleme Programı) gibi gerçek anlamda eğitim ölçeklerinde sonuncu olmaktan başka bir işe yaramaz.

Değerli dostlar, yazıyı çok uzatmak istemiyorum.

İlginç bulduğum bir alıntıyı daha paylaşıp bitireyim.

O ilginç alıntı şöyle.

Yedi yaşındaki bir çocuğun zekasını taşıyan ve birbirlerinden öğrenme yeteneğine sahip “Yeni Kaledonya Kargaları”nı, İsveç'te bir şirket işe almış. Kargaların işi, sokaklara atılan izmaritleri toplamakmış.

Önemli derecede tasarruf sağlayan bu iş karşılığında yetkililer de kargaların karınlarını doyurarak onları ödüllendiriyormuş.

Yetkililer, “Kargalara sigara izmaritlerini toplamayı öğretebiliriz; ancak insanlara izmaritlerini yere atmamayı öğretemiyoruz.” demiş.

İlginç değil mi?

Bence de…

Haftaya görüşmek üzere, sağlıcakla kalın.

Sözün Özü

Hiç aklından çıkarma genç adam. Öğretmen, kapıyı açar, içeriye kendin girersin. Chen Hai Yang

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.