Değerli dostlar, geçtiğimiz haftalarda neredeyse tüm tv kanallarında yer alan bir haber vardı. Ankara’da bir Anadolu lisesinde bir öğretmen, ders anlatırken öğrencilerin tacizine ve zorbalığına uğruyor, horlanıyor, aşağılanıyor, hatta sağlık sorunu yaşatılıyor. Bu görüntüler sosyal medyada paylaşılınca tv haberlerinde de yer alıyor. Bu tür olaylar, bir sınıftaki birkaç saygısız ve terbiyesiz öğrencinin yaptığı davranışlar değil.
ÇOĞU ÇOCUK SESSİZ KALIYOR
Ülkenin birçok kentinde, birçok okulunda buna benzer davranışlar yapılıyor. Hele okulda, sınıfta zayıf gördüğü öğrencilere yönelik zorbalıklar sürekli yapılıyor. Çoğu çocuk, daha zor durumda kalmamak için ya da tehlikeyi ötelemek için sessiz kalıyor, kabulleniyor.
***
Tabii bu ve benzeri zorbalıklar, kötü davranışlar ilk olmadığı gibi son da olmayacak. Bu tür zorbalıkların, kötü davranışların ülkemizdeki birçok okulda yaşandığını herkes biliyor. Bunların çoğunun basına ve kamuoyuna yansımadığının herkes farkında; ama yokmuş gibi, olmamış gibi ya da ilk kez oluyormuş gibi davranılıyor. Bu davranış bozukluklarının ve okullardaki bu tür davranışların önüne geçilmesi ve en aza indirilmesi için çok köklü eğitim sistemi reformu yapılmasını gerektiriyor.
***
Gelelim bu haftaki yazımıza. Yukarıdaki girişten sonra eğitim sisteminin geldiği yeri ve yaşanan sorunları irdeleyen bir paylaşımı, durum değerlendirmesini ele almak istedim. Benim de yakından tanıdığım, birçok seminerine ve sunumuna katıldığım değerli eğitimci, araştırmacı ve yazar Canten KAYA beyefendinin bilgiselini, çok önemli gözlem ve çıkarımlarını siz değerli okuyucularımla paylaşacağım.
***
Canten KAYA, bilgiseline şöyle başlıyor ve “Öğretmeniyle dalga geçen o çocuk var ya! Sizin çocuğunuz böyle yapsaydı ne yapardınız?” diye soruyor. Sonra da o önemli çıkarımlarına şöyle devam ediyor. Öğretmeniyle dalga geçen o çocuk aslında kimin aynası? Bir çocuk öğretmenine saygı duymuyorsa bu durum yalnızca bir davranış bozukluğu değil bir toplumsal sorun alarmıdır. Bugün bu davranışı “şaka” diye izlersek yarın yetişkin olduğunda bu çocuklardan sağlam bir toplum bekleyemeyiz.
SAYGI YOKSA ÖĞRENME OLMAZ
Saygı olmayınca saygı ortadan kalkınca eğitim çöker. Bir öğretmenle dalga geçmek, yalnızca bir kişiye değil eğitimin kendisine de saldırıdır. Saygı yoksa öğrenme olmaz; öğrenme yoksa gelecek kurulamaz. Toplumda ve çoğu bireyde olgunluk eksikliği var. “Yapıyorum ama sonucu ne?” gibi düşünme becerisi yok. Çocuklar anlık eğlence uğruna karşı tarafın duygusunu, emeğini, yaşını, konumunu hesaba katmıyor. Bu durum, empati eksikliğinin en somut göstergesi.
EĞİTİMDE DİSİPLİN KALMADI
En büyük sorun, ailede başlayan boşluk. Rehberlik, yerini “Bırak yapsın!”a bıraktı. Çocuk, ekran karşısında büyüyor. Karakteri, sosyal medya alkışıyla biçimleniyor. Anne baba sınır koymayınca çocuk da sınır tanımıyor. Eğitimde disiplin kalmadı. Artık öğretmen, saygı duyulan bir rehber değil eleştirilen, küçümsenen, bir “karakter” durumuna geldi. Sosyal medya kültürü, görülmek, görünmek, öğrenmekten önemli oldu. Çocuk için başarı değil viral olmak ödül haline geldi. Okullarda çocukların önceliği artık öğrenmek değil eğlenmek, dikkat çekmek ve zaman geçirmek oldu.
HEM AİLE HEM DE EĞİTİM SİSTEMİ UYANMALI
Sorumluluk duygusu yoksa gelecek de yok oluyor. Bugün öğretmeniyle dalga geçen çocuk, yarın işine halkına, ülkesine sahip çıkabilir mi? Sorumluluk bilinci gelişmemiş bir kuşak, hiçbir ülkenin kaldıramayacağı bir yük oluşturur. Bu olumsuzluklar yalnızca çocukların suçu değil. Hem aile hem de eğitim sistemi uyanmalı. Bu durumuda üç önemli kuruma; aileye, okula ve topluma önemli sorumluluk ve görev düşüyor. Ailede, kuralsız büyüyen çocuk, başkasına saygı duymayı bilmez.
***
Okulda otorite, disiplin yoksa eğitim de yoktur. Öğretmen korunmadan otoride de disiplin de sağlanamaz. Toplumda, bugün bu yaşananlara ve olumsuzluklara sessiz kalırsak yarın çok geç olabilir. Canten KAYA beyefendi paylaşımının sonunda şu soruyu soruyor. “Peki sizce bu sorunun en büyük sorumlusu kim? Aile mi, sosyal medya mı, eğitim sistemi mi?” Bu konuyu haftaya irdelemeyi sürdürelim.
Sözün Özü:
İnsan kendi çocuğu için duyduklarını, her çocuk için duyabilse -ki bu olağanüstü bir erdemliliktir- dünya çılgınlığını yitirir. Herkes, insanlığın iyiliğini düşünmeye, öğrenmeye başlardı. Bertrand Russell