Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

GÖÇMENLER

Değerli dostlar, aylardır yazmayı düşündüğüm önemli konulardan biri de “Sığınmacılar”, “Göçmenler” konusu idi. Özellikle son günlerde patlak veren Ukrayna-Rusya savaşı ile bu konu daha da önem kazandı. Yaklaşık 8-10 yıldır, başka ülkelerle birlikte ülkemize de düzensiz, plansız ve kontrolsüz sığınmacılar, göçmenler giriyor. Bu düzensizlik ve plansızlık, kontrolsüzlüğe yol açıyor. Bu kontrolsüz sığınmacı, göçmen olaylarının tarihte çok acı örneklerini okuyoruz. Olayı ve durumu daha iyi anlayabilmek için geçmişe, tarihin sayfalarına bakmakta yarar var. Tarihi bilgilere göre eski çağların en güçlü devleti Roma İmparatorluğunu, bu düzensiz ve kontrolsüz göçmen ve sığınmacı akınları yıkmıştı. İşte tarihi iyi bilen ve tarihten ders alan Avrupa ülkeleri, kolay kolay “Göçmen”, “Sığınmacı” kabul etmezler. Etseler de çok az ve kontrollü alırlar. Buna rağmen zaman zaman sorunlar yaşayabilmekteler. Tekrar tarihe dönelim. Roma imparatorluğunun yıkılmasına, kontrolsüz göçmenler ve sığınmacılar neden olmuştu. Tarihi kaynaklar ve bilgiler, Roma İmparatorluğunun yıkılmasının başlangıcını M.S. 378’de Gotlarla yapılan savaşa dayandırıyor. Bu savaşın nedeni de göçmenler ve sığınmacılar kriziydi. Şu an Edirne ilimizin bulunduğu yer olan Adrianopolis kentinde M.S. 378’de büyük bir savaş olur. Bu savaş için Aziz Ambrose, “tüm insanlığın sonu, dünyanın sonu” diye söz eder. Valens olarak bilinen Doğu Roma imparatoru Flavius Julius Valens Augustus, kendi birliklerini, Fritigern tarafından yönetilen ve Romalıların “barbar” olarak adlandırdıkları bir Cermen topluluğu olan Gotlarla karşı karşıya getirir. Yeğeninin, yani Batı Roma imparatoru Gratian’ın, askeri yardımlarını beklemeden hareket eden Valens, 40 Bin askerle savaşa girer. Fritigern yönetimindeki Gotlar ise 100 Bin kişidir. Sonuç, tam bir katliamdır. 30 Bin Roma askeri yaşamını yitirir. İmparatorluk, yenilgiye uğrar. Bu yenilgiyi başka yenilgiler izler. *** Bu savaş, Batı Roma İmparatorluğunun M.S. 476 yılındaki çöküşünün başlangıcı olarak kabul edilir. Savaşın yapıldığı dönemde Roma İmparatorluğu toprakları 600 milyon hektarlık bir alana yayılmıştı. Nüfusu ise 55 milyonun üzerindeydi. Aslında Adrianopolis yenilgisi, Valens’in inatçılığı, güce susamışlığı ya da rakibinin gücünü hafife alması yüzünden yaşanmamıştı. Roma İmparatorluğu tarihindeki en önemli yenilgi sayılabilecek bu yenilginin altında bambaşka bir neden yatıyordu: “Sığınmacı, Göçmen” krizi. Bu savaştan iki yıl kadar önce Gotlar, sığınabilecekleri bir yer bulmak için Roma topraklarına girmişti. Got sığınmacılara karşı yapılan kötü davranışlar, bir olaylar zinciri başlatarak insanlık tarihinde bilinen en büyük politik ve askeri güçlerden birinin yıkılmasına yol açtı. Bugün Avrupa’da yaşananlarla büyük benzerlikler taşıyan bu olaylar, tarihten ders çıkarılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Romalı tarihçi Ammianus Marcellinus’a göre M.S. 376’da Hunlardan kaçan Gotlar, Doğu Avrupa’daki topraklarını terk ederek güneye göç etmek zorunda kalmışlardı. Marcellinus’un deyimiyle bu, “Eşi benzeri görülmemiş acımasızlıkta bir yarıştı.” Hunlar, “Ulu dağlardan, sanki dünyanın merkezindeki gizli yerlerinden kalkmışlarcasına bir kasırga gibi iniyorlar, önlerine çıkan her şeyi yağmalıyor, yakıyor ve yıkıyorlardı.” Korkunç bir kırım yaşandı. Gotların çoğu, tıpkı bugün savaşlar nedeniyle yerlerinden yurtlarından edilenler gibi kaçmaya karar verirler. Trakya’ya, Tuna Nehri kıyılarına yerleşmenin en iyi çözüm olduğunu düşünürler. Buradaki topraklar verimlidir ve nehir de Hunlara karşı bir savunma sağlayacaktır. Evet, değerli dostlar, yazımız ve konumuz biraz uzun. Devamını haftaya bırakalım. Sözün Özü: Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda, / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Mehmet Akif ERSOY
Ekleme Tarihi: 16 Mart 2022 - Çarşamba
Mustafa ATALAY

GÖÇMENLER

Değerli dostlar, aylardır yazmayı düşündüğüm önemli konulardan biri de “Sığınmacılar”, “Göçmenler” konusu idi.

Özellikle son günlerde patlak veren Ukrayna-Rusya savaşı ile bu konu daha da önem kazandı.

Yaklaşık 8-10 yıldır, başka ülkelerle birlikte ülkemize de düzensiz, plansız ve kontrolsüz sığınmacılar, göçmenler giriyor. Bu düzensizlik ve plansızlık, kontrolsüzlüğe yol açıyor. Bu kontrolsüz sığınmacı, göçmen olaylarının tarihte çok acı örneklerini okuyoruz.

Olayı ve durumu daha iyi anlayabilmek için geçmişe, tarihin sayfalarına bakmakta yarar var.

Tarihi bilgilere göre eski çağların en güçlü devleti Roma İmparatorluğunu, bu düzensiz ve kontrolsüz göçmen ve sığınmacı akınları yıkmıştı.

İşte tarihi iyi bilen ve tarihten ders alan Avrupa ülkeleri, kolay kolay “Göçmen”, “Sığınmacı” kabul etmezler. Etseler de çok az ve kontrollü alırlar. Buna rağmen zaman zaman sorunlar yaşayabilmekteler.

Tekrar tarihe dönelim.

Roma imparatorluğunun yıkılmasına, kontrolsüz göçmenler ve sığınmacılar neden olmuştu.

Tarihi kaynaklar ve bilgiler, Roma İmparatorluğunun yıkılmasının başlangıcını M.S. 378’de Gotlarla yapılan savaşa dayandırıyor. Bu savaşın nedeni de göçmenler ve sığınmacılar kriziydi.

Şu an Edirne ilimizin bulunduğu yer olan Adrianopolis kentinde M.S. 378’de büyük bir savaş olur. Bu savaş için Aziz Ambrose, “tüm insanlığın sonu, dünyanın sonu” diye söz eder.

Valens olarak bilinen Doğu Roma imparatoru Flavius Julius Valens Augustus, kendi birliklerini, Fritigern tarafından yönetilen ve Romalıların “barbar” olarak adlandırdıkları bir Cermen topluluğu olan Gotlarla karşı karşıya getirir. Yeğeninin, yani Batı Roma imparatoru Gratian’ın, askeri yardımlarını beklemeden hareket eden Valens, 40 Bin askerle savaşa girer. Fritigern yönetimindeki Gotlar ise 100 Bin kişidir.

Sonuç, tam bir katliamdır.

30 Bin Roma askeri yaşamını yitirir. İmparatorluk, yenilgiye uğrar. Bu yenilgiyi başka yenilgiler izler.

***

Bu savaş, Batı Roma İmparatorluğunun M.S. 476 yılındaki çöküşünün başlangıcı olarak kabul edilir. Savaşın yapıldığı dönemde Roma İmparatorluğu toprakları 600 milyon hektarlık bir alana yayılmıştı. Nüfusu ise 55 milyonun üzerindeydi.

Aslında Adrianopolis yenilgisi, Valens’in inatçılığı, güce susamışlığı ya da rakibinin gücünü hafife alması yüzünden yaşanmamıştı. Roma İmparatorluğu tarihindeki en önemli yenilgi sayılabilecek bu yenilginin altında bambaşka bir neden yatıyordu:

“Sığınmacı, Göçmen” krizi.

Bu savaştan iki yıl kadar önce Gotlar, sığınabilecekleri bir yer bulmak için Roma topraklarına girmişti. Got sığınmacılara karşı yapılan kötü davranışlar, bir olaylar zinciri başlatarak insanlık tarihinde bilinen en büyük politik ve askeri güçlerden birinin yıkılmasına yol açtı.

Bugün Avrupa’da yaşananlarla büyük benzerlikler taşıyan bu olaylar, tarihten ders çıkarılması gerektiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Romalı tarihçi Ammianus Marcellinus’a göre M.S. 376’da Hunlardan kaçan Gotlar, Doğu Avrupa’daki topraklarını terk ederek güneye göç etmek zorunda kalmışlardı.

Marcellinus’un deyimiyle bu, “Eşi benzeri görülmemiş acımasızlıkta bir yarıştı.” Hunlar, “Ulu dağlardan, sanki dünyanın merkezindeki gizli yerlerinden kalkmışlarcasına bir kasırga gibi iniyorlar, önlerine çıkan her şeyi yağmalıyor, yakıyor ve yıkıyorlardı.”

Korkunç bir kırım yaşandı. Gotların çoğu, tıpkı bugün savaşlar nedeniyle yerlerinden yurtlarından edilenler gibi kaçmaya karar verirler.

Trakya’ya, Tuna Nehri kıyılarına yerleşmenin en iyi çözüm olduğunu düşünürler. Buradaki topraklar verimlidir ve nehir de Hunlara karşı bir savunma sağlayacaktır.

Evet, değerli dostlar, yazımız ve konumuz biraz uzun. Devamını haftaya bırakalım.

Sözün Özü: Canı, cananı, bütün varımı alsın da hüda, / Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda. Mehmet Akif ERSOY

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.