Mustafa ATALAY
Köşe Yazarı
Mustafa ATALAY
 

RÜŞVET, AHLAKİ ÇÖKÜŞDÜR

Değerli dostlar, bu haftaki yazımızı da yine ilginç bir paylaşımdan oluşturdum. Sosyal medya ile birlikte sanal dünya, o kadar engin ve sınırsız ki istediğiniz çok şeye ulaşabiliyor, çok şey öğrenebiliyorsunuz. İşte bunlardan biri. Burada anlatılan olay, kurgu değil; yaşanmış, gerçek. Futbol hastasıydı. Tutkunu olduğu takımın maçlarını kaçırmazdı. Birgün yolu, Hollanda'ya düştü. Maç gününe kadar gezdi, tozdu, gönlünce eğlendi. Bir defasında gündüz vakti arkadaşlarıyla bir iki bira içmişti. Sarhoş değildi. Ama kiraladığı arabayla oteline giderken trafik polisi durdurdu. Yanındaki arkadaşları “eyvah” dedi. O, sakindi. Yasalara saygılı biriydi; ama bu sorunu nasıl çözeceğini de biliyordu! “Rahat olun!” dedi, arkadaşlarına. Camı açtı, polise gülümsedi. Polis, evrakları istedi. Pasaportunun arasına 20 euro koydu, ehliyeti ile birlike polise uzattı. Arabada Hollanda'da yaşayan arkadaşı da vardı; “Yapma!” diye seslendi. Ama iş işten geçmişti. Polis, pasaportu açtı, 20 euroyu aldı; “Paranızı unutmuşsunuz beyefendi!” diyerek geri uzattı. Yine kendinden emin bir şekilde, “Hayır, unutmadım; o para sizin!” dedi. Polis, biraz şaşkın, biraz sinirli, gözlerinin içine baktı. Sonra parayı geri verdi ve “Beni izleyin!” dedi. Önde polis arabası, arkada bunlar, Amsterdam sokaklarını turladılar. Emniyet binasına gittiklerini sanıyorlardı. Hollanda'da yaşayan arkadaşı, “Burada rüşvet vermek büyük suç, şimdi yandık!” diye hayıflandı. Diğerleri de “Evet, yandık!” dediler. O da içinden, “Şimdi ayvayı yedik!” diyordu. On dakikalık bir yolculuktan sonra Amsterdam'ın iyi bir semtinde, bahçeli şirin bir evin önünde durdular. Nereye geldiklerinin merakıyla şaşkındılar. Biraz da Korkuyorlardı. Polis, arabadan indi, "Burası, benim evim." dedi ve içeriye davet etti. Çekine çekine indiler. Yabancı bir ülkede, yabancı bir polisin evinde ne işleri vardı? Polis bunlara ne yapacaktı? Kapıda polisin eşi karşıladı. Polis, eşine; “Arkadaşlar misafirim, bir kahve içecekler.” dedi. Tedirgin adımlarla salona geçtiler. Kahveler pişerken polis konuşmaya başladı. “Hollanda devleti bana böyle bir evde yaşayabileceğim parayı veriyor. Sizin 20 euronuza muhtaç bırakmıyor. İyi çocuklar olduğunuz belli. Sarhoş da değilsiniz. Kendi ülkenizden böyle bir alışkanlığınız olabilir ama burası farklı. Lütfen Hollanda'da bulunduğunuz sürece hiç bir devlet görevlisine rüşvet teklif etmeyin. Çünkü devlet, onları muhtaç durumda bırakmıyor.” Bunların ağzı açık kalmıştı. Polisin verdiği ahlak dersi ibretlikti. Evet, bu ilginç ve bir o kadar da ibretlik olaydan alınacak ders çok. Sözün Özü Bir ülkenin geleceği ve ilerlemesi sağlam kalelerle, güzel binalara ve milli gelirine değil, o insanların ahlaki değerlerine bağlıdır. Martin Luther King
Ekleme Tarihi: 02 Haziran 2021 - Çarşamba
Mustafa ATALAY

RÜŞVET, AHLAKİ ÇÖKÜŞDÜR

Değerli dostlar, bu haftaki yazımızı da yine ilginç bir paylaşımdan oluşturdum. Sosyal medya ile birlikte sanal dünya, o kadar engin ve sınırsız ki istediğiniz çok şeye ulaşabiliyor, çok şey öğrenebiliyorsunuz.

İşte bunlardan biri. Burada anlatılan olay, kurgu değil; yaşanmış, gerçek.

Futbol hastasıydı. Tutkunu olduğu takımın maçlarını kaçırmazdı.

Birgün yolu, Hollanda'ya düştü. Maç gününe kadar gezdi, tozdu, gönlünce eğlendi.

Bir defasında gündüz vakti arkadaşlarıyla bir iki bira içmişti. Sarhoş değildi. Ama kiraladığı arabayla oteline giderken trafik polisi durdurdu. Yanındaki arkadaşları “eyvah” dedi. O, sakindi.

Yasalara saygılı biriydi; ama bu sorunu nasıl çözeceğini de biliyordu!

Rahat olun!” dedi, arkadaşlarına.

Camı açtı, polise gülümsedi. Polis, evrakları istedi. Pasaportunun arasına 20 euro koydu, ehliyeti ile birlike polise uzattı.

Arabada Hollanda'da yaşayan arkadaşı da vardı; “Yapma!” diye seslendi.

Ama iş işten geçmişti.

Polis, pasaportu açtı, 20 euroyu aldı; “Paranızı unutmuşsunuz beyefendi!” diyerek geri uzattı.

Yine kendinden emin bir şekilde, “Hayır, unutmadım; o para sizin!” dedi.

Polis, biraz şaşkın, biraz sinirli, gözlerinin içine baktı.

Sonra parayı geri verdi ve “Beni izleyin!” dedi.

Önde polis arabası, arkada bunlar, Amsterdam sokaklarını turladılar.

Emniyet binasına gittiklerini sanıyorlardı.

Hollanda'da yaşayan arkadaşı, “Burada rüşvet vermek büyük suç, şimdi yandık!” diye hayıflandı.

Diğerleri de “Evet, yandık!” dediler.

O da içinden, “Şimdi ayvayı yedik!” diyordu.

On dakikalık bir yolculuktan sonra Amsterdam'ın iyi bir semtinde, bahçeli şirin bir evin önünde durdular.

Nereye geldiklerinin merakıyla şaşkındılar. Biraz da Korkuyorlardı.

Polis, arabadan indi, "Burası, benim evim." dedi ve içeriye davet etti. Çekine çekine indiler.

Yabancı bir ülkede, yabancı bir polisin evinde ne işleri vardı? Polis bunlara ne yapacaktı?

Kapıda polisin eşi karşıladı.

Polis, eşine; “Arkadaşlar misafirim, bir kahve içecekler.” dedi.

Tedirgin adımlarla salona geçtiler.

Kahveler pişerken polis konuşmaya başladı.

Hollanda devleti bana böyle bir evde yaşayabileceğim parayı veriyor. Sizin 20 euronuza muhtaç bırakmıyor. İyi çocuklar olduğunuz belli. Sarhoş da değilsiniz. Kendi ülkenizden böyle bir alışkanlığınız olabilir ama burası farklı. Lütfen Hollanda'da bulunduğunuz sürece hiç bir devlet görevlisine rüşvet teklif etmeyin. Çünkü devlet, onları muhtaç durumda bırakmıyor.”

Bunların ağzı açık kalmıştı.

Polisin verdiği ahlak dersi ibretlikti.

Evet, bu ilginç ve bir o kadar da ibretlik olaydan alınacak ders çok.

Sözün Özü

Bir ülkenin geleceği ve ilerlemesi sağlam kalelerle, güzel binalara ve milli gelirine değil, o insanların ahlaki değerlerine bağlıdır. Martin Luther King

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve manisadenge.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.